KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1642 E., 2012/9499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu(Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/09/2010 tarih ve 2009/89-2010/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “TATBAK” ibareli markaları olduğunu, davalının da “Tatbak Unlu Mamülleri Extra Kalite + şekil” ibareli markayı müvekkiline ait marka ile aynı sınıflarda tescil ettirdiğini, oysa davalıya ait markanın müvekkiline ait marka ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara ait markalardaki asıl unsurun TATBAK ibaresi olduğu, davalıya ait markanın davacıya ait marka ile iltibasa neden olacak şekilde benzer olduğu, anılan ibare üzerinde davacının öncelik hakkının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İsviçre -Türk Markalar Hukukunda, ilke olarak, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Bu kişiye "gerçek hak sahibi” denir. Bu durumda markanın tescili, sadece açıklayıcı bir etkiye sahiptir. Diğer bir deyişle, marka üzerindeki hak, tescilden önce doğmuş bulunmaktadır.
Buna karşın, bir markayı kullanmaksızın, sadece adına tescil ettiren bir kimsenin tescili kurucu bir etkiye sahiptir. Bu tescil, hak sahibine sadece başlangıçta şarta bağlı bir hak sağlayabilecektir. Ancak, bu markayı daha önce kullanan kişi, markanın gerçek hak sahibi olup, dava açarak markayı adına tescil ettirebilir. Zira, marka üzerinde gerçek hak sahipliği, ikinci bir bağımsız ve münferit mülkiyete hak tanımaz.
Somut olayda, davacı taraf 1988 yılında tescil ettirdiği “Tatbak Kebap Salonu” ibareli ve 2001 yılında tescil ettirdiği “TATBAK” ibareli markaları gerekçe göstererek davalı adına 2007 yılında tescil edilen “tatbak unlu mamülleri extra kalite + şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş, davalı taraf ise markalardaki asıl unsur olan “TATBAK” ibaresinin 1982 yılından beri müvekkili tarafından işletme adı olarak kullanıldığını savunarak buna ilişkin delillerini dosyaya ibraz etmiştir.
Mahkemece, anılan ibare üzerinde öncelik hakkının davacıya ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davalı tarafın “TATBAK” ibaresini 1982 yılından beri işletme adı olarak kullandığı savunması üzerinde durulmamıştır. Gerçekten de davalı tarafından dosyaya ibraz edilen belgelerden davalı şirketin ortaklarından olan Gürbüz Küçükçolak tarafından “Tatbak Un Mamulleri Gürbüz Küçükçolak” ibaresinin işletme adı olarak 14.12.1984 tarihinde tescil edildiği ve tescil belgesinde işletmenin 12.10.1982 tarihinden beri kurabiye, tatlı vb. unlu mamulleri imal ettiği ve bu işletmenin 01.12.1999 tarihinde kurulan davalı şirkete ayni sermaye olarak konulduğu ve “TATBAK” ibaresinin davalı şirketin unvanında aynen yer aldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalı tarafın anılan ibareyi davacıdan önce işletme adı olarak kullandığı iddiasının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1642, K. 2012/9499, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama