KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1706 E., 2012/9959 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin2003/794 Sayılı Dosyası
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2010 tarih ve 2006/541-2010/204 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili ve davalı Şirketler vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada, müvekkilinin dünyada ve ülkemizde tanınmış olan “VERSUS” markasının sahibi olduğunu, davalı Çınar Dış Ticaret Ltd Şti.’nin “VERSUS” markasının tescili için TPE’ne başvurduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın TPE-YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin markasının tanınmışlık nedeniyle Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrer 6.maddesi ve 556 sayılı KHK'nin 7/1-i maddesi gereği korunması gerektiğini ileri sürerek,
TPE-YİDK'nun kararının iptaline, müvekkilinin markasının tanınmışlığının tespitine, davalı markasının hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine, davalı eylemlerinin davacı markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine karar verilmesini;
birleşen davada ise, müvekkilinin dünyada ve ülkemizde tanınmış olan “VERSUS” markasının sahibi olduğunu, davalı Çınar Dış Ticaret Ltd Şti.’nin “VERSUS” markasının 16,18,24,34 ve 35.sınıflarda tescili için TPE’ne başvurduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın TPE-YİDK tarafından Türkiye’de kullanıldığına dair kanaate ulaşılamadığı gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, davalının kötü niyetli olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin markasının Türkiye’de tescilli olduğunu ileri sürerek,
TPE-YİDK'nun kararının iptaline, müvekkilinin markasının tanınmışlığının tespitine, davalı markasının hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine, davalı eylemlerinin davacı markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacının markasının Türkiye’de tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirketler vekili, dava konusu markaları iyi niyetle devraldıklarını, davacının huzurdaki ihbarının tescil tarihinden 5 yıl geçtikten sonra yapıldığını, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, asıl davada, yasal süresinden sonra açılan TPE-YİDK kararının iptali istemli davanın reddine, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b bendi uyarınca red ve hükümsüzlük sebebi bulunduğu gerekçesiyle, 1998/19032 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, ancak marka yargılama sırasında yenilememe nedeniyle hükümden düştüğünden terkin istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve fazlaya ilişkin istemlerin reddine; birleşen davada, davacının markasının tanınmış marka olduğu,
davalıya ait markanın kullanımının davacının tanınmış markasının itibarına zarar verme ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle, TPE-YİDK kararının iptaline, 2000/25339 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE ve diğer davalı şirketler vekili temyiz etmişlerdir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE ve diğer davalı şirketler vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1706, K. 2012/9959, 7 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama