KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1792 E., 2011/5893 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 gün ve 2006/461-2008/194 sayılı kararı onayan Daire’nin 04.11.2010 gün ve 2008/12687-2010/11236 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, ilaç, kozmetik, medikal ve özellikle fonksiyonel gıda ürünleri üreten davacı ...Ş.’nin 29.08.1977 tarihinde kurulduğunu, davacı şirketin KURTSAN ibaresini 10.10.1989 tarihinde marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkili şirketten çok sonra kurulan davalı şirketin ticaret unvanının vurgulayıcı kelimesinin de KURTSAN olup, davalının KURTSAN ibaresini ürün markası gibi de kullandığını ileri sürerek, davacı şirket unvanı ile iltibasa neden olan davalının unvanındaki “Kurtsan” ibaresinin silinmesine, davacının marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (karşı davacı) vekili, bir aile şirketi olan müvekkilinin 1997 yılında kurulduğunu, ancak davalı şirketin kurucuları tarafından 1980 yılında Kurtsan Paslanmaz Çelik Endüstri Makine ve Tesisleri İth. İhr. San. ve Tic. Ltd.
Şti.’nin kurulup "KURTSAN+Şekil”markasını 15.07.1989 tarihinde adına tescil ettirdiğini, davalı şirketin 1997 yılında kurulurken davacının iddia ettiği gibi iltibas yaratma amacı ile hareket etmediğini, davacının hiçbir zaman müvekkili şirketin ürettiği şekilde gıda ürünleri üretmediği gibi KURTSAN markası ile de bir ürününün piyasada bulunmadığını, KURTSAN markasının sahibi olan müvekkili hakkında uzun süre sessiz kalan davacının dava açma hakkı bulunmadığını savunarak, asıl davanın reddini istemiş; karşı dava ile de, karşı davalının adına tescilli KURTSAN markasını 5 yıldan fazla süredir kullanmadığını ileri sürerek,
116430, 99003860 ve 208733 numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının (karşı davalının) son 5 yılda ürettiği ürünleri Otacı İlaç Kozmetik A.Ş.’ne sattığı ve bu firma tarafından pazarlanmasının yapıldığı, satışı yapılan ürünlere ait ambalajlar üzerinde KURTSAN, ürünler üzerinde de unvanının yazılı olduğu, davacı markasının faturalarında da kullanıldığı, Otacı firmasının bu ürünleri satın aldıktan sonra kendi markası altında pazarlamasının davacı markasının kullanımı yönünden davacı aleyhine delil vasfı bulunmadığı, davacının (karşı davalının) bu ürünleri marka tescilinden beri aralıksız olarak üretip Otacı’ya sattığının gazete haberleri, kataloglar ve broşürlerle de sabit olduğu,
karşı davanın yerinde olmadığı; asıl davaya gelince, tarafların ticari unvanlarının ayırt edici unsurunu oluşturan KURTSAN aynı ise de davalı şirketin bu unvanı 1997 yılından itibaren kullandığı, davacı tarafın kullanıma uzun süre sessiz kalmakla dava hakkının düştüğü, tescilin kötü niyetle olduğunun da kanıtlanamadığı, ancak davalının bütünsel olarak kullanmak zorunda olduğu ticari unvanını diğer ekleri olmadan KURTSAN olarak ürün tanıtımında markasal olarak kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu sonucuna varılarak,
asıl davada davalının ticari unvanından KURTSAN ibaresinin silinmesi isteminin reddine, davacının marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve davacının KURTSAN markasının tescil kapsamındaki bitkisel ürünlerde kullanımının önlemesine, silinmesine, silinmesi mümkün olmayanların toplatılmasına, hüküm özetinin ilanına dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1792, K. 2011/5893, 13 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama