KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1840 E., 2011/4878 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/12/2007 gün ve 2007/311-2007/481 sayılı kararı onayan Daire’nin 14.10.2010 gün ve 2008/13646 - 2010/10280 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği ve geri ödemediği paranın tahsili istemi ile Alman Kiel Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasında mahkemece 20.707,32 Euro’nun 08.02.1999 tarihinden itibaren % 4 faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, ayrıca mahkeme tarafından yargılama masrafları olan 2.341,25 Euro’nun 10.07.2006 tarihinden itibaren % 5 faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verildiğini ve kararın apostille ile onaylandığını, kararın 17.10.2006 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, Alman Kiel Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 6 O 347/05 sayılı karar ve masraflar tespitine ilişkin ek kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme tarafından davalıya usulüne uygun bir şekilde dava dilekçesinin tebliğ edilmediği gibi kanunlara aykırı şekilde gıyap kararı verildiğini, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, usule uygun kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının ayrıca kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Kiel Asliye Hukuk Mahkemesinin 6 O 347/05 numaralı dosyasında dava dilekçesinin "Adli ve Gayri Adli Evrakın Yabancı Memleketlerde Tebliği için Talepname" ile Lahey'de 1965 yılında imzalanan tebliğe dair sözleşme uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile davalı vekiline 16.05.2006 tarihinde tebliğ edildiği, Alman Medeni Usul Yasasının 213, 276.maddesine istinaden çıkartılan "15.06.2006 tarihli gıyabi kararın uygulanması" kararının Dortmund Postasına verilerek davalıya tebligat çıkarıldığı ve 22.06 2006 tarihinde tebliğ edildiği belirtilerek,
süresi içerisinde temyiz edilmediğinden, 06.09.2006 tarihinde kararın kesinleştirildiği, yurt dışı tebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu 25-28 maddeleri ve Tebligat Tüzüğü 36-47 maddeleri ikili veya çok taraflı sözleşmeler ile Uluslararası Adli Yardımlaşma Kurallarına göre yapılması gerektiği, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 25.maddesinin 3. ve Tebligat Tüzüğünün 36.maddesinin 1.fıkralarında, evrakın tebligatı çıkaran merciinin bağlı bulunduğu Bakanlık aracılığıyla Dış İşleri Bakanlığı'na oradan da o
yerdeki Türkiye Büyükelçiliği'ne veya Başkonsolosluğu'na gönderilmek suretiyle yapılacağının belirtildiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine dair Lahey Sözleşmesine Almanya ve Türkiye’nin taraf olduğu, sözleşmenin Türkiye yönünden 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği, Türkiye’nin sözleşmenin 8. ve 10.maddelerine çekince koyarak,
diplomatik memurların ve konsolosluk görevlilerinin sadece kendi vatandaşlarına tebliğ yapabilme yetkilerini kabul ettiği, 10.maddede belirtilen tebliğ usullerini ise reddettiği, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istinai tebligat yöntemlerinden birinin de doğrudan posta yoluyla tebligat olduğu, bu yönteme sadece sözleşmenin 10.maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu,
Türkiye’nin 10.maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiş bulunduğundan, Kiel Asliye Hukuk Mahkemesinin gıyapta verdiği dava konusu kararını, kendi Alman Usul Hukuku hükümlerine göre, Almanya ve Türkiye'nin taraf olduğu 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine ve Türkiye'nin koyduğu çekinceye rağmen, posta yoluyla doğrudan tebliğ yapmasının, davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi, kamu düzenine de aykırı olduğu sonucuna varılarak, MÖHUK'nun 38.maddesi c ve d bentleri uyarınca davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1840, K. 2011/4878, 22 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama