KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2037 E., 2011/16344 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2009/48-2009/1519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu Yapı ve Kredi Bankası AŞ’deki hesaptan keşide edilen 3.500,00 TL ve Garanti Bankası Bakırköy Şube’sinden keşide edilen 2.500,00 TL bedelli iki adet çekin zayi olunduğunu, bu çeklerin iptali için dava açıldığını ve bankalara ödeme yasağının getirildiğini ayrıca davalının da aralarında bulunduğu factoring şirketlerine ve bankalara çeklerin zayi edildiğinin bildirildiğini ancak davalının bu iki çeki alarak keşideci ve cirantalar aleyhine icra takibi başlattığının öğrenildiğini ileri sürerek, anılan iki çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin iyiniyetli meşru hamil olduğunu ve kendisine tevdi edilen fatura içeriğini araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, çeklerin zayi olunduğu davalıya ihbar edildiğinden çalıntı olduğunun bilinmediği yönündeki savunmaya itibar edilemeyeceği ve davalının çeki iktisabına konu faturaları ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hamilin rızası hilafına elinden çıktığı iddia edilen çeklerin istirdadına ilişkin olup, TTK.nun 704 ncü maddesi uyarınca iş bu davada davacının öncellikle yetkili hamil olduğunu, sonra da bu çeklerin rızası dışında elinden çıktığını ve yeni hamilin kötü niyetli olduğunu ispat etmesi gerekir. Davacı da, dava konusu çekin yetkili hamili olduğunu iddia etmekte ise de davacının meşru hamil olup olmadığı yönünde mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Çek üzerinde davacı imzasının bulunmaması nedeniyle davacıdan bu konudaki delilleri sorularak gerektiğinde isticvap olunup meşru hamil olup olmadığının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, 19.09.2008 tarihli ihtarnamenin davalıya gönderilerek çeklerin zayi olduğunun davalıya bildirildiği iddia edilmektedir. Ancak dosyaya ibraz edilen ihtarname örneğinde ihtarnamenin eki olduğu yazılı “şikayet tutanağı” mevcut olmadığı gibi davaya konu çeklerin bu ihtarnameye konu edilen çekler olduğuna ilişkin hiçbir veri mevcut değildir. Öte yandan davalı taraf bu ihtarnamenin kendisine tebliğ edilmediğini de savunmakta olduğundan bu ihtarnamenin içeriği, tebliğinin usule uygun olup olmadığı ve davalı tarafın çeklerin çalıntı olduğunu ne suretle bildiğinin mahkemece kabul edildiği açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan, dava dilekçesinde davaya konu çeklerden birisinin 2.500,00 TL tutarlı Garanti Bankası’ndan keşide edilen çek olduğu ileri sürülmüş, mahkemece de bu çekin istirdadına karar verilmiştir. Oysa dosya içeriğinde bu çeke ilişkin hiçbir delil mevcut olmayıp, mahkeme gerekçesinde dava konusu olmayan 2.630,00 TL bedelli İş Bankası hesabından bir başkası tarafından keşide edilen çek irdelenip bilahare hüküm fıkrasında farklı bir çek için karar verilmesi de doğru olmadığı gibi, davalının 3.500,00 TL tutarındaki çeki iktisabına dair faturayı dosyaya sunduğu halde dosya içeriğiyle örtüşmeyecek şekilde belge ibraz edilmediğinin kabulü de yerinde olmamıştır.
Bunların yanı sıra, dosyada bilirkişi incelemesi yapılmadığı halde 175,00 TL tutarında bilirkişi ücretinin davalıdan tahsili yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2037, K. 2011/16344, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama