KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/209 E., 2011/3875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 gün ve 2008/252-2008/344 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.10.2010 gün ve 2009/3795-2010/10716 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve geri ödemediğini, aleyhine açılan davada Federal Almanya Cumhuriyeti Bremen-Blumenthal Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 1.380,49 EURO ana paranın %4 temel faizi ile birlikte, 1.262,21 EURO mahkeme masraflarının da %5 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın 31.07.2007 tarihinde kesinleşerek apostille ile onandığını ileri sürerek, kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemenin gıyapta hüküm kurduğunu, kararında temyiz süresini açıklamadığını, avukat tutma zorunluluğu nedeniyle savunma haklarının kısıtlandığını, yabancı ilamın Lahey Sözleşmesine göre tebliğ edilmediğinden kesinleşmediğini, maddi ve usul hukukumuzdaki kamu düzeninin kurallarına aykırı olduğunu, Türk Mahkemelerinden verilen kararlar ile çelişkili bulunduğunu, Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda tesis edildiğini, maddi vakalar ile sonuç arasında illiyet rabıtası kuramadığını, kanuna karşı hile yolu ile davacının söz konusu kararı elde ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya konu olan mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayıldığı, tebligat hükümlerinin kamu düzenine ilişkin olduğu, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararından söz edilemeyeceği, yabancı mahkeme kararının bir Türk Mahkeme kararı ile bağdaşmaması halinde Türk kamu düzeninin dikkate alınacağı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine,
Dairemizce, tenfiz davalarının eda davası değil tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle maktu harç ve ücreti vekaletle hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmaması ve bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesi ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesinden bahisle değişik gerekçe ile onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacıvekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/209, K. 2011/3875, 5 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama