KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2131 E., 2012/18607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
713 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2010 tarih ve 2009/143-2010/237 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkiline ait marka ve ürün ambalaj kompozisyonlarını haksız rekabet yaratacak biçimde taklit ettiği iddiasıyla İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları dava sonucunda davalının ürün ambalaj kompozisyonlarının müvekkili marka ve ürün ambalaj kompozisyonlarına tecavüz ettiğinin belirlendiğini, davalının anılan yargılamaya konu ürün ambalaj kompozisyonlarını da içerecek biçimde 02.05.2008 tarihinde kötü niyetli bir şekilde tasarım tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayımlanması üzerine müvekkili markalarına tecavüz ve ürün ambalaj kompozisyonlarının taklit edildiği,
yenilik ve ayırt edicilik vasıflarının bulunmadığı iddiasıyla davalı tasarımlarına itirazda bulunduklarını, TPE YİDK’nın 2009/T-130 sayılı kararıyla, başvuru konusu tasarımların, itiraza dayanak belgelerde görülen ürünler ile markalardan genel izlenim itibariyle farklı olduğu gerekçesiyle itirazlarının reddedildiğini, başvuru konusu tasarımların müvekkili marka tescilleri ve ürünlerin piyasaya sunumuna ilişkin ambalaj kompozisyonları karşısında yenilik ve ayırt edicilik vasıflarının bulunmadığını ileri sürerek,
hukuka uygun bulunmayan YİDK kararının iptaline ve tescil olunan 2008/2481 sayılı çoklu tasarımın tümden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı TPE vekili, kurumun yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin tasarım tescil başvurusunun konusu olan ürünlerin biçimlerinin, davacının markalarında görülen ürün biçimlerinden ve İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi kararına konu olan ürün ambalaj kompozisyonlarından farklı olduğunu, Kahve Kupası, Gold, Classic gibi ibare ve şekillerin kimsenin tekeline bırakılamayacağını ve ilgili piyasada ürünlerin niteliğini belirtmek amacıyla yaygın biçimde kullanılmakta bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının 2008/2481- 1, 2, 3, 4 sayılı tasarımlarının taraflar arasında İstanbul 2 Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2004/745 esas sayılı davasına konu ürün ambalaj kompozisyonları ile küçük ayrıntı seviyesini aşamayacak farklılıklar taşıdıkları, anılan davanın açılma tarihi ile 2008/2481 sayılı başvurunun gerçekleştirildiği tarih arasında dört yıla yakın süre bulunduğu,
bir tasarımın küçük ayrıntı seviyesinde farklılıklar taşıyan benzerinin tasarım sahibi tarafından dahi olsa başvuru tarihinden geriye doğru bir yıllık süreyi aşacak şekilde kamuya sunulmuş olmasının anılan tasarımın yeniliğini ortadan kaldıracağından, anılan tasarımların yenilik vasfının bulunmadığı, davalının 2008/2481-9 ve 10 sayılı tasarımlarının davacının 2004/9724 sayılı markası ile anılan markasını taşıyan NESCAFE CLASSİC tanıtım işaretini taşıyan ürün ambalaj kompozisyonları karşısında yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığı,
aynı şekilde davalının 2008/2481-5, 7, 8 sayılı tasarımlarının davacının üçü bir arada kahve ürünlerine ilişkin ürün ambalaj kompozisyonlarının biçimi karşısında yenilik ve ayırt edicilik vasıflarının bulunmadığı, davacının GOLD ve CLASSİC ibareli markalarının 30. sınıftaki kahve ve benzeri ürünler ile ilgili sektörde ayırt ediciliklerinin zayıf durumda bulunduğu,
ürünün niteliğine işaret eden bu ibarelerin, aynı piyasada ticari faaliyette bulunan birçok firma tarafından ürünlerin niteliğini ifade edebilmek için kullanılmakta bulundukları, davalı tasarım tescil başvurusunda bulunan ürün ambalaj kompozisyonlarında bu ibarelerin ürünün vasfını ifade etmek amacıyla 556 sayılı KHK'nin 12. maddesi hükümlerine uygun olarak dürüstçe ve ticarette mutad olan uygulamalara aykırı olmayacak biçimde kullanıldıkları, bu nedenle davacının mücerret marka hakkına dayanarak anılan sözcüklerin davalı tasarım başvurusunda kullanılmasını engelleme olanağının bulunmadığı,
davalıya ait 2008/2481-6, 11, 12, 13 sayılı tasarımların gerek davacı markalarında görünen ürün biçimlerinden, gerekse davacının ürün ambalaj kompozisyonlarından küçük ayrıntı seviyesini aşacak farklılıklar taşıdıkları, dolayısıyla bu yönden davacı iddialarına katılma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK'nın 2009/T-130 sayılı kararının 2004/2481-1, 2, 3, 4, 5, 7, 8, 9, 10 sayılı tasarımlar bakımından iptaline, davalı adına tescil olunan bu tasarımların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, diğer tasarımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2131, K. 2012/18607, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama