KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2433 E., 2011/14210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
955 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/04/2009 tarih ve 2006/49-2009/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04/10/2011 gününde davacı avukatı ... ve Av.... ile davalılardan HMB Emlak İnş.Nak.Ltd. vekili Av.... .... geldiler, davatiye tebliğine rağmen diğer davalılar ve dahili davalı vekilleri duruşmaya gelmedi, yine davalılardan ... yurtdışı tebligatına rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri Almanya'da ikamet ettiğini ve okuma yazma bilmediğini, 18/07/2001 tarihinde Alanya 3.Noterliğinin 6449 yevmiye numaralı işlemi ile Alanya Ticaret Sicil Memurluğunun 6981 numarasında kayıtlı Özyıldırım İthalat İhracat Turizm Tic.
Ltd.Şti’nin % 49'luk hissesini satın aldığını , bu şirket adına kayıtlı Mahmutlar Kasabası 2830 parsel sayılı taşınmazın ve taşınmaz üzerinde bir otelin mevcut olduğunu, davalılardan ... müvekkilinin okur yazar olmadığını bildiğinden Almanya'ya dönmesinden bir süre sonra davacının imzasını taklit ederek şirket karar defterinde aldığı bir kararla kendisini şirketin tek temsilcisi yaptığını ve bu kararı 29/11/2001 tarihinde Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ettirdiğini ve hileli bir şekilde taşınmazı ve üzerinde bulunan oteli önce kuzeni olan davalı ...'e devrettiğini,
...'in de diğer davalı HMB Emlak Kuy.İnş.Nak.Turz.Tic.Ltd.Şti'ne. devrettiğini iddia ederek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile % 49'unun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı HMB Emlak Kuy.İnş.Nak.Turz.Tic.Ltd.Şti vekili, müvekkilinin TMK.1023.maddesi anlamında iyiniyetli 3.şahıs olduğunu, tapu kayıtlarına güvenerek taşınmazı satın aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ..., davaya yanıt vermemiştir.
İşbu dava dosyası ile birleşen mahkemenin 2006/125 esas sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkilinin ortaklar kurulu kararı alındığı gün Türkiye'de olmadığını, yapılan devirlerin danışıklı olduğunu, taşınmazın arsa değerinin 1.500.000.00 Euro, üzerinde bulunan otelin değerinin ise 600.000,00 Euro olduğunu, otelin davalı HMB Emlak Kuy.İnş.Nak.Turz.Tic.Ltd.Şti. tarafından yıktırıldığını, otelin içindeki malların değerinin 200.000,00 Euro olduğunu, yılda 125.000,00 Euro gelir elde edildiğini, müvekkilinin % 49 hissesi oranında 1.877.435,00 TL zararının olduğunu,
hileli işlemler nedeniyle derin üzüntü ve elem yaşadığını ileri sürerek müvekkilinin maddi zararlarının giderilebilmesi için 1.877.435,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 27/01/2009 tarihli duruşmada, taşınmaz her ne kadar tapuda müvekkili ile davalı ...’in ortağı olduğu Özyıldırım Ltd Şti adına kayıtlı ise de sahte imzaya dayalı olarak taşınmazın satışı gerçekleşmiş olduğundan dava konusu taşınmazın müvekkilinin hissesi oranında tapu kaydının iptali ile müvekkili adına hissesi oranında tescilini talep ettiklerini, tapu iptal ve tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde birleşen 2006/125 esas sayılı dosyadaki talepleri yönünde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini, dava konusu taşınmazın tapusunun iptaline karar verildiği takdirde tekrar şirket adına tescilini istemediklerini,
yine maddi ve manevi tazminat taleplerini de müvekkili adına talep ettiklerini, şirket adına bir taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sırasında taşınmazda kat mülkiyetine geçilmesi nedeniyle bağımsız bölüm sahibi kişilerin davaya dahil edildiği, davacı tarafından şirket temsilcisi ve müdürü olan ...'in sahte imza ile alınan kararla müdür olduğu ileri sürülmüş ise de Türk Ticaret Kanununun 381.maddesi hükmü gereğince bu atama işleminin dayanağı olan ortaklar kurulu kararının iptali istekli bir dava açıldığının davacı tarafından ileri sürülmediği,
bu itibarla T.T.K.306. maddesi uyarınca yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa yani bu eylemler ortakların malvarlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa yöneticilere karşı zarar gören adına dava açılmasının mümkün olduğu,
ancak zarar doğrudan değil, dolaylı ise, yani ortak veya alacaklının değil onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa T.T.K.340.maddesi yollamasıyla aynı yasanın 309.maddesi uyarınca tapunun iptali ile tescilinin veya tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerektiği, dava konusu taşınmaz şirketin faaliyetini sürdürdüğü tek taşınmaz olup, buna göre oluşan zararın ortakların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açtığı, davacının zararının dolaylı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada, iki ortaklı limited şirkette ortaklardan birinin usulsüz olarak kendisini tam yetkili müdür tayin ederek, şirkete ait tek taşınmazı muvazaalı olarak satılması nedeniyle tapu iptali tescil, birleşen davada ise, daha sonra taşınmaz üzerinde bulunan otelin yıkılması nedeniyle, otelin içindeki malların değeri ile elde edilecek gelir ve manevi tazminatın tahsili talep edilmiştir. Mahkemece yukarda açıklanan gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemenin sahte olduğu iddia edilen ortaklar kurulu kararının iptali istemli bir dava açılmaması nedeniyle ortaklar kurulu kararının geçerli olup olmadığının bu davada incelenemeyeceği yönündeki gerekçesi yerinde olmayıp, ortaklar kurulu kararının geçersizliği iddiasının işbu davada hadise şeklinde incelenerek sonuçlandırılması mümkün bulunmaktadır. Bir an için ortaklar kurulu kararının sahte olmadığı kabul edilse dahi Dairemizin yerleşmiş içtihatları uyarınca şirket müdürünün şirkete ait tek taşınmazı ortaklar kurulu kararı olmadan satması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin bu gerekçesine itibar olunması mümkün değildir.
Tapu iptali ve tescil talebi yönünden ise, her ne kadar sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği kural olarak sözleşmenin tarafları sözleşmenin iptalini talep edebilir ise de muvazaalı işlem iddiasında ilgili herkesin dava açmasının mümkün bulunması, tapu iptali talebinde TTK'nun 309 ncu maddesinde olduğu gibi tapunun şirkete verilmesi şeklinde bir talep olmasa dahi muvazaalı işlemin iptali ile taşınmazın şirkete döndürülmesinin mümkün bulunması nedeniyle mahkemenin bu yöndeki gerekçesi de kural olarak doğru değildir.
Ancak somut olayda davacı tapunun tamamen iptali ile ortağı olduğu şirket adına tescilini değil, %49 payı oranında kendi adına tescilini talep ettiğinden ve talebini bu şekilde daralttığından verilen karar sonucu itibariyle doğru olmakla HUMK.438/son uyarınca gerekçesi düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2433, K. 2011/14210, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama