KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2476 E., 2012/9459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 11/11/2010 tarih ve 2009/41-2010/433 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 13.02.2007 tarihli iş sözleşmesi uyarınca davalının müvekkiline ait gemide çalıştığını, davalının toplam (5.826) TL tutarında işçilik alacağının tahsili amacıyla müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini, iş sözleşmesinde Londra Mahkemeleri'nin yetkilendirilip İngiliz Hukuku'nun uygulanacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin giriştiği icra takibinin haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, %40 icra inkar tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan 13.02.2007 tarihli sözleşme ile davalının, davacıya ait gemide aylık (2.600) USD ücretle 2. mühendis olarak 5 ay süreyle çalışmasının kararlaştırıldığını, davalının 13.02.2007 ile 29.07.2007 tarihleri arasında davacıya ait gemide toplam 5 ay 16 gün süreyle çalıştığı, sözleşmede aylık ücretin belirlendiği 3. madde'nin yanındaki (5+1) ibaresinin 1 maaş ikramiye verileceğine dair açıklama olduğu kabul edilse bile,
el yazısıyla ilave edilmiş bu ibarenin yanında tarafların, özellikle davacının imzasının bulunmaması nedeniyle davacının ikramiye borcunun bulunduğu sonucuna varılamayacağı, bu konuda başka bir kanıtın da sunulmadığı, keza davalının 16 gün fazla çalışması nedeniyle ikramiye alacağının dahi olamayacağı, davacının gemisinin yabancı bayraklı olduğu, bu nedenle 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun uygulanamayacağı, MÖHUK'nun 2. maddesi uyarınca somut uyuşmazlıkta yetkili Panama veya İngiltere Hukuku'nun uygulanması gerektiği, bu bakımdan da davalının fazla çalışma ücretine hak kazandığına dair bir kanıtın sunulmadığı,
esasen olaya 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun uygulanacağı kabul edilse bile anılan Yasa'nın 26. maddesi uyarınca davalının 48 saat olarak belirlenen haftalık çalışma süresini aşan bir çalışmasının gerçekleştiğini gösteren bir kanıtın da sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, iş akdine dayalı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı tarafından girişilen icra takibinde, davacı işverenden bir aylık ikramiye bedeli, 25 gün fazla çalışma bedeli ve 164 saat fazla çalışma ücretinin tahsili istenmiştir. Mahkemece davalının davacıya ait gemide 5 ay 16 gün süreyle çalıştığı, ancak karar yerinde belirtilen gerekçelerle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Oysa davalının 16 gün fazla çalıştığı kabul edildiğine göre, fazla çalışılan süre için kendisine ücret ödenmesi gereklidir.
Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde, sözleşme koşullarının belirlenmesinde, davacının tercihine göre Panama veya İngiltere Yasalarının geçerli olacağı, sözleşmenin özel hükümler kısmının 12. maddesinde de davalının her türlü alacağından doğan anlaşmazlıklarda, Londra Mahkemeleri ve İngiliz Kanunlarının amir olacağı belirtilmiştir.
Dolayısıyla fazla çalışılan 16 gün dahil tüm alacak talebi için uyuşmazlığa anılan yabancı hukuk uygulanmalıdır. Mahkeme ise bu konuda hiçbir inceleme yapmadan yazılı şekilde davanın reddine karar vermiştir. Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukukun tespit edilip, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2476, K. 2012/9459, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama