KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2479 E., 2011/6767 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen
- Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/329 Esas sayılı dosyası
Karar Metni
745 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2008 gün ve 2007/328-2008/319 sayılı kararı bozan Daire’nin 01.11.2010 gün ve 2009/4367 - 2010/10986 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.03.2004 başlangıç tarihli acentelik sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeyi yapabilmek için davalılardan ... adına 8.000- USD'nin sözleşme teminatı olarak yatırıldığını, akabinde sözleşme yapıldığını, daha sonra sözleşmeyi yapabilmek için davalı şirkete 6.000 YTL'lik demirbaş senedi ile 30.000 USD'lik teminat senedinin teslim edildiğini, acente ile birlikte kendisine devredilen acentedeki demirbaşların bedeli için ise toplam 6.000 YTL'lik teminat senedi verildiğini, 6.000 YTL'lik demirbaşa ilişkin verilen senedin davacının hak edişlerinden kesilerek davalı firma tarafından tahsil edildiğini,
davalı tarafın sözleşmeye aykırı tutumu ve davacının hak edişlerini geciktirmesi yada hiç ödememesi nedeni ile acentelik sözleşmesinin 31.07.2006 tarihinde fesh edildiğini, işyerinin demirbaşları ile birlikte davalıya teslim edildiğini, ancak teminat olarak alınmış bulunan 30.000 USD'lik senet ile 6.000 YTL'lik senetleri iade etmediğini ileri sürerek, 8.000-USD'nin ve 6.000-YTL'nin tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise müvekkilinin davalıya teminat olarak verdiği 30.000 USD'lik ve 6.000-YTL'lik senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı ... adına yatırılan 8.000 USD'nin sözleşme teminatı olmayıp sözleşmenin 15. bölümünde bahsedilen isim hakkı olduğunu, bu bedelin sözleşmeye göre iade edilemeyeceğini, davacıdan sadece teminat olarak teminat senedi alındığını, bu senedin kamu kurum ve kuruluşlarına herhangi bir borç bulunmadığının belgelenmesi üzerine iade edilebildiğini, oysa bu tür bir belgenin sunulmadığını ve acentelik ilişkisinden dolayı alacak borç ilişkisinin bitmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin fesh edilmesinin yeterli olmadığını, 6.000 YTL'lık demirbaş senedinden dolayı senetlerin alındığını, bedellerinin hakedişlerinden düşüldüğünü,
demirbaş kullanım bedellerinin iadesinin söz konusu olmayacağını davacının borçlu olduğunun iddia edilmediğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 30.000 USD bedelli teminat senedi ile demirbaşların bedeline ilişkin 12 adet 500 YTL'lik toplam 6.000 YTL'lik teminat senetleri ile ilgili davanın konusunun kalmadığı,
taraflar arasında yapılan 01.03.2004 tarihli ilk sözleşme, daha sonra yapılan 01.08.2005 tarihli acentelik sözleşmesi ve bu sözleşmenin 15. maddesine göre isim hakkı adı altında alınan bedelin hiçbir zaman ödenmeyeceği, davalı markası ile işe başlayan acentenin denenmiş ve kabul görmüş bir marka ile kendisini ispat kaydı taşımadan teknik, idari, pazarlama gibi avantajlarla işe başlayacağı ve bu maddeye göre tespit edilen bedelin hiçbir şekilde ödenmeyeceği, davacı tarafın demirbaş bedeli olarak ödediği 6.000 YTL'den demirbaşların kullanılması nedeni ile eskime payları dikkate alınarak talep edebileceği miktarın 3.108 YTL olduğu gerekçesiyle,
birleşen (2007/329 E) davada iade de nazara alınarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl davanın ise kısmen kabulü ile 8.000 USD'nin tahsiline ilişkin istem yerinde görülmediğinden reddine, 3.108 YTL'nin ise davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2009/4367 E, 2010/10986 K sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2-Ancak dava konusu demirbaş bedellerinin davacı acente tarafından davalı tarafa ödendiği, davalı şirkete ait olan ve davacı tarafından kullanılan demirbaşların eksiksiz bir biçimde davacı tarafından davalıya teslim edildiği taraflar arasında çekişmesizdir.
Ancak sözleşmede davacı tarafından demirbaşlar için ödenen 6.000 YTL’nin teminat için ödendiği sonucuna götürecek düzenlemeler bulunmamakta olup davalıya ait demirbaşların feshedilen sözleşmenin anılan hükümleri çerçevesinde teslimle beraber feshe kadar kullanıldığının sabit olması karşısında mahkemenin kabulünün aksine tacir olan davalının demirbaşlarını davacı acenteye kira bedeli karşılığı kullandırdığının, başka bir deyişle dava konusu bedelin davacı tarafından davalıya kira bedeli olarak ödendiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece davacı tarafından davalıya demirbaşlar için ödenen bedelin kira bedeli olduğunun kabulü ile kullanım süresiyle mütenasip miktarın davalıdan istenilemeyeceği ancak kullanım süresini aşan dönem için davalının iade yükümlülüğünün bulunduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken eskime payı dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplama hatalı olduğundan Dairemizin 01.11.2010 tarihli bozma ilamının (3) numaralı bendinin kaldırılarak kararın değişik bu gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2479, K. 2011/6767, 3 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama