KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2989 E., 2011/16346 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.03.2010 tarih ve 2010/77-2010/199 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankadan alınan 25 adet teminat mektubunun dava dışı SGK’na teslim edildiğini ancak bu kurum ile yaşanan uyuşmazlığın dava konusu yapılmasıyla Batman Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nin 2009/738 sayılı kararıyla sözleşmenin feshine ve teminat mektuplarının müvekkiline verilmesine karar verildiğini, teminat mektuplarını o dava sonucuyla teslim alan müvekkilini davalı bankaya müracaat ederek teminat mektuplarına bağlı kefalet sözleşmelerinin ve ipoteğin kaldırılmasının talep edildiğini fakat davalı tarafından teminat mektuplarına bağlı risklerin haksız olarak çözülmediğini ileri sürerek, 25 adet teminat mektubunun iptaline ve kefalet sözleşmeleri ile ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka tarafından tanzim olunan teminat mektupları ile kefalet sözleşmelerinin iptali ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiş olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Anılan Yasa’nın 388.maddesinde, mahkeme kararlarının kapsaması gereken hususlar düzenlenmiş olup, üç numaralı bentte delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri ile sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin yer alması gerektiğinin belirtilmesine göre, gerekçenin dosya içeriğine uygun bulunması yasal bir zorunluluktur. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilerek, “teminat mektuplarının iptaline, kefalet ve ipoteklerin kaldırılmasına” şeklinde hüküm kurulmuş ise de dosyada davalı bankanın tarafı olduğu birden fazla kredi ve kefalet sözleşmeleri ile ipotekler bulunmakta olup, hüküm fıkrasının bu haliyle infazı mümkün olmadığı gibi denetime de imkan vermeyip dosya içeriğiyle de irtibatlı değildir.
Zira, davacı taraf dava dilekçesinde bir ipotek hakkında talepte bulunduğu halde mahkemece “ipotekler” denmek suretiyle davacı talebini aşar şekilde üç farklı şirketin borcu için tanzim olunduğu anlaşılan dosyadaki iki ipoteğin de kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmadığı gibi, iptaline karar verilen kefalet sözleşmelerinin birden fazla tarafı olup davacı şirketin bu sözleşmelerin iptalini ve ipoteklerin fekkini istemeye aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki davalı savunması incelenmeden hüküm tesis edilmesi de yerinde olmamıştır.
Ayrıca, davalı bankanın 01.03.2010 tarihli cevabi yazısında davacı şirketin teminat mektupları dışında başka borçlarının da bulunduğunun açıkça mahkemeye bildirilmiş olmasına rağmen bu yazı içeriğinin gerekçeye yanlış aksettirilerek “davacı şirketin davalı bankaya başka borcunun olmadığının” yazılması da doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı tarafa dava dilekçesi açıklatılarak talebinin belirlenmesi, taraf delilleri toplanarak davaya konu teminat mektuplarına, kefalet sözleşmelerine ve ipoteklere ilişkin risklerin devam edip etmediğinin usulünce araştırılmasıyla dosya içeriğine göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamıyla örtüşmeyen ve denetime imkan vermeyen yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2989, K. 2011/16346, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama