KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3278 E., 2011/3411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Uşak 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.01.2011 tarih ve 2011/9 - 2011/9 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili bankanın Haydar Sancak'a kullandırdığı kredinin ödenmediğini, kredinin rehinle teminat altına alınmadığını, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, davacı tarafından Haydar Sancak'a kullandırılan kredi için rehin ve ipotek alındığından ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
İstem, ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.
Alacaklı bankanın, 03.03.2005 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca istem dışı Haydar Sancak'a kredi kullandırdığı, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenlerin bu kredinin müşterek borçlusu ve müteselsil kefilleri bulunduğu, ayrıca anılan kredi sözleşmesinin teminatı olarak asıl borçlunun taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiği, hesabın kat edilerek borcun ödenmesinin kredi lehdarı borçlu şirket dahil tüm sorumlulardan istenmesine rağmen bir ödeme yapılmadığı, ihtiyati haciz isteminin müşterek borçlu ve müteselsil kefillere yönelik bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu olmadığı gibi dosya kapsamıyla da sabittir.
Çekişme, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. İİK'nun 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla
takip yapabilir. Ancak, rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağının iflas veya haciz yoluyla takip edebilir. Aynı Yasa'nın 257. maddesi uyarınca da, ihtiyati hacze karar verilebilmesi için diğer koşulların yanında alacağın rehinle temin edilmemiş olması zorunludur.
Ayrıca, BK'nun 487. maddesine göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden evvel kefil aleyhinde takip yapabilecektir. Somut olayda asıl borçluya yönelik bir istem yoktur.
Bu durum karşısında mahkemece tapudan ipotek akit tablosu getirtilip ipotek ve rehinin aleyhine haciz istenen kefillerin kefalet borcu için verilip verilmediği belirlenerek ipotek kefalet için verilmiş ise rehin tutarı kadar olan alacak için alacaklının önce rehne müracaat etmesi gerektiği, ipotek şayet borçlu lehine verilmiş ise bunun BK'nun 487. maddesi gereğince kefile başvuruyu engellemeyeceği nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3278, K. 2011/3411, 28 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama