KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3331 E., 2012/269 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Vekili
- Av. ... Doruk
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/03/2010 tarih ve 2009/557-2010/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın dava dışı takip borçlusundan kredi borcuna mahsuben aldığı çek bedelinin davalının açtığı davada verilen ihtiyati tedbir kararı nedeniyle ödenmediğini, davalı tarafından müvekkiline karşı açılan ve ihtiyati tedbir kararı verilen menfi tespit davasının reddedildiğini, çek bedelinin ancak dava sonunda tahsil edilebildiğini, ancak çekin ibraz tarihi ile tahsil edildiği tarih arasındaki faizin ve masrafların tahsil edilemediğini ileri sürerek, 23.476,71 USD'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekili, davaya konu ihtiyati tedbir kararının verildiği dosyada kurulan hükmün kesinleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ihtiyati tedbir kararı alan kişinin, bu kararın haksız çıkması halinde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin zararlarını karşılamakla yükümlü bulunduğu, sorumluluğun tedbir kararının haksız olduğunun tespiti halinde doğacağı, tedbir kararının haksız olup olmadığının ancak o davada verilecek nihai karar ile belirlenebileceği, somut olayda da ihtiyati tedbir kararının verildiği dosyadaki ilamın henüz kesinleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat istenebilmesi için öncelikle ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunun anlaşılması gerekmektedir. Bu ise, kural olarak asıl davanın sonucunda belli olur.
O halde, ihtiyati tedbir kararının verildiği dosyadaki hüküm kesinleşmeden, ihtiyati tedbirin haksız olup olmadığı kesin olarak anlaşılamaz.(Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, 4. Cilt, s.4378 vd.) Somut olayda, haksız olduğu ileri sürülen ihtiyati tedbir kararının verildiği dosyadaki hüküm henüz kesinleşmemiş olduğundan ihtiyati tedbirin haksız olup olmadığı belli değildir.
Bu itibarla, mahkemece, ihtiyati tedbir kararının verildiği menfi tespit davasındaki hükmün kesinleşmesinin beklenilmesi, buna göre ihtiyati tedbirin haksız olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
.../...
-2-
06/03/2012- M.A.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3331, K. 2012/269, 17 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama