KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3414 E., 2012/6186 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.10.2010 tarih ve 2008/105-2010/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilgi ve talimatı dışında davalı Akbak T.A.Ş. nezdindeki vadesiz hesabından 17.08.2007 tarihinde internet bankacılığı yolu ile tanımadığı dava dışı üçüncü kişilere 9.280 YTL ve 9.330 TL olmak üzere toplam 18.610 TL havale edildiğini, müvekkilinin hesabında 13.660 TL olduğunu havale edilen paranın 5.000 TL'sinin hesaptan kredi olarak kullanıldığını, müvekkilinin daha fazla faiz işlemesin diye kredi borcunu işlemiş faizi ile 6.004 TL olarak davalı bankaya ödediğini bu sebep ile toplam zararının 19.615,00 TL olduğunu, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemlerini almaması sebebi ile kusurlu olduğunu,
diğer davalılar Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. ve Yapı Kredi Bankası A.Ş'nin sahte kimlik kartı kullanan kişilere hesap açtıkları için zararın oluşumunda kusurlu olduklarını ileri sürerek zararını davalılardan müştereken ve mütesilsilen reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, zararın oluşumunda müvekkillerinin kusursuz, davacının hesabından yapılan havalelerin hayatın olağan akışına uygun olduğunu ve dolandırıcılık işlemi olduğunu gösteren herhangi bir husus olmadığını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından, davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası ve Yapı Kredi Bankasının sahte kimlik bilgileri ile hesap açtıkları yönünde herhangi bir bulgunun olmadığı, kişilerin adlarına gelen paraların ödenmesinde herhangi bir ihmalkarlığın izafe edilemediği, diğer davalı ...Ş. yönünden davacının hesabından yapılan EFT işlemlerinin arasının sık olmadığı, gönderilen miktarların makul düzeyde olduğu, davacının ilave güvenlik tedbirlerini talep etmediği, davacının kişisel bilgilerini koruyamadığı, buna göre davalı bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin Yapı Kredi Bankası AŞ. ve Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. hakkında yaptığı yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalılardan Akbank T.A.Ş.’ne ilişkin temyizine gelince, dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.
306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, ispat yükünü de ters çevirmek suretiyle yazılı şekilde dava konusu olayda davacının tamamen kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak yada başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması, etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi karşısında davacı hesabından çekilen tüm tutarın davalı ...Ş.’nden tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan bu davalı yönünden dahi davanın reddine dair hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3414, K. 2012/6186, 17 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama