KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3527 E., 2011/4494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.04.2008 tarih ve 2004/1059-2008/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti.
Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı şirketin 10.09.1996 tarihli genel kurul toplantısında bazı maddelerin görüşülmesinin 10.05.1996 tarihinde yapılacak genel kurul toplantısına ertelendiğini, bu genel kurul toplantısına çağrının, usulsüz olduğu gibi toplantı ve karar alma usullerine de aykırı davranıldığını, ayrıca bilanço ve kâr-zarar tablolarının hayali rakamlarla düzenlenerek, müvekkilinin gerçekte şirketten alacaklı olduğu halde (65.000.000.000)TL borçlu gösterildiğini ileri sürerek, 10.04.1996 ve 10.05.1996 tarihli genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantılarında tüm payların temsil edildiğini, alınan kararların ve düzenlenen bilançonun yasa ve anasözleşmeye uygun ve doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemize ait 24.05.2004 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu genel kurul kararlarının usulüne uygun alındığı, toplantı ve karar nisapları ile çağrı usullerine uyulduğu, davacının şirkete ortak olduğu dönemde şirkete banka havalesi yoluyla paralar gönderdiği, ancak sunulan belgelerden bu paraların şirkete ödünç verildiğinin ispatlanamadığı, banka kayıtlarının zamanaşımı nedeniyle imha edildiğinden bu kayıtlar üzerinde inceleme yapma imkanının da bulunmadığı, davalı şirket kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve bu kayıtlara göre de davacının şirketten alacaklı olmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3527, K. 2011/4494, 15 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama