KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3671 E., 2012/10390 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 06/875 Esas
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tuzla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07/12/2010 tarih ve 2010/676-2010/807 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi birleşen davanın davacısı hazine vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, dava dışı A.Ş’nin tasfiyesine ilişkin olarak davalının da bulunduğu yetkilileri arasında tarihsiz protokol imzalandığını, bu protokole istinaden davanın tarafları arasında yine tarihsiz olarak yapılan protokole göre davalı adına kayıtlı taşınmazın yarı hissesinin müvekkillerine devrinin taahhüt edildiğini, müvekkillerinin edimlerini yerine getirmesine rağmen taşınmazın yarı hissesinin devrinin yapılmadığını ileri sürerek, davalıya ait taşınmazın yarı hissesinin müvekkilleri adına tesciline, mümkün olmaz ise lehlerine intifa hakkı tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ibraz ettiği tarihsiz protokolde taşınmazın devrine ilişkin bir edimden bahsedilmediğini, intifa hakkının ise resmi şekilde yapılmasının zorunlu olduğunu, davacılara bir hak bahşetmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davanın davacısı vekili, müvekkiline ait taşınmazın belediyenin imar uygulamasına tabi tutulduğunu, şuyulandırma sonucu oluşan parsellerde davalıyla paylı olarak tapuya tescilin yapıldığını, bu kararın iptaline karar verildiğini, uygulama ile davalı ile birlikte malik olduğu taşınmazın ortaya çıktığını, ancak dayanağının yok hükmünde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın eski hali iadesine ve eski parsel ve pafta numarası ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin,asıl davanın reddine, birleşen davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair kararı, Dairemiz'in 04.03.2010 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, asıl ve birleşen dava yönünden daha önce verilen karar kesinleştiğinden bu konuda yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davalının davalısı davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden birleşen davanın davalısı yararına nisbi vekalet ücretine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davanın davacısı hazine vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, birleşen davanın davacısı hazine vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3671, K. 2012/10390, 13 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama