KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/368 E., 2012/6685 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2009/398-2010/306 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucu ortaklarından olan ve aynı zamanda müşterek imza ile şirketi temsile yetkisi bulunan davalının, şirketin bilgisi ve rızası dışında, şirket kaşesini kullanmak suretiyle 05.02.2009 tarihli bonoyu düzenleyerek dava dışı eniştesine verdiğini, senet dolayısıyla başlatılan icra takibi dolayısıyla alacaklıya müvekkili tarafından haricen ödeme yapılarak icra takibinin sonlandırıldığını belirterek senet bedeli olan 8.500,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, diğer şirket ortağının bilgisi dahilinde senedin düzenlendiğini, senet bedelinin bizzat kendisi tarafından haricen ödenerek icra takibinin sonlandırıldığını, senedi kendisinin davacı şirkete teslim ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip alacaklısının ödemenin davalı tarafça yapıldığını beyan ettiği, davacının ödeme yaptığı hususunu yazılı delil ile ispatlayamadığı, icra takibinden feragat edilmesinden sonra gönderilen ihtarnamede ödenmiş bir borçtan değil, muhtemel zararlardan bahsedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, borçlu olmadığı senedin ödenmiş olması sebebiyle senet bedelinin asıl borçlu davalı şirket ortağından tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacı şirketin bono bedelinin ödendiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, BK'nun 87. maddesinde, borcu ödeyen borçlunun, bir makbuz veya borcun tamamı tediye edilmiş ise senedin geri verilmesini veya iptalini istemek hakkına haiz olduğu düzenlenmiş olup, Borçlar Kanunu'nun bu hükmüne göre, senedin iade edilmiş olması senet borcunun ödediğine yasal karine oluşturmaktadır. Somut olayda, davacı şirket bono bedelinin kendisi tarafından alacaklıya ödendiğini, senet aslının kendisinde bulunması nedeniyle bu hususun kanıtlandığını ileri sürmüştür.
Bu kapsamda, davalı tarafça, senedin davacı şirkete yasal olmayan bir yolla geçtiği veya gerçek senet olmadığı da savunulmadığına göre, yasal karinenin aksinin ispatlanamadığı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi doğru olmamış, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/368, K. 2012/6685, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama