KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3818 E., 2012/6185 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.01.2011 tarih ve 2008/405-2011/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilgi ve talimatı dışında davalı banka nezdindeki hesabından 24.02.2007 tarihinde internet bankacalığı yolu ile tanımadığı dava dışı üçüncü kişiye 4.925 TL havale edildiğini, davalı bankanın yeterli güvenlik önlemlerini almaması sebebi ile kusurlu olduğunu ileri sürerek zararının davalıdan olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın oluşumunda müvekkilinin kusursuz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından, olayın meydana gelmesinde davacının şifresinin güvenliğini tam olarak sağlayamadığı, davalının olay tarihinde önerilen internet bankacılığı tedbirlerinin zorunlu olmaması sebepleri ile davacı ve davalının eşit oranda kusurlu oldukları gerekçeleri ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine, 2.462,50 TL'nin reeskont faiz oranı uygulanarak tahsiline karar verilmiştir.
Taraf vekilleri kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... AŞ. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince, dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK. 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca
açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkeme, ispat yükünü de ters çevirmek suretiyle yazılı şekilde dava konusu olayda davacının ile davalının eşit oranda kusurlu olduğu kabul etmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Bu itibarla davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu açıktır.
Bu itibarla, mahkemece, davacının üçüncü kişilerle el ve iş birliği yaparak ya da başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanamaması, davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamaması, etkili güvenlik önlemlerini geliştirmemesi karşısında davacı hesabından çekilen tüm tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3818, K. 2012/6185, 17 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama