KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4023 E., 2012/10182 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
763 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.04.2010 tarih ve 2008/216-2010/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar Sümer Birlik Tekstil San. A.Ş. ve Sümer Konfeksiyon Malzemeleri ve Tekstil San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “SÜMER HOLDİNG A.Ş.+ŞEKİL” ibareli markanın tescili için davalı TPE’ne başvurduğunu ancak TPE tarafından diğer davalılara ait markalar gerekçe gösterilerek marka tescil başvurusunun kısmen reddedildiğini, müvekkilinin 1933 yılından beri “Sümer” markasını kullandığını ve tanımış hale getirdiğini ileri sürerek, müvekkiline ait başvurunun reddine dair TPE YİDK kararının iptaline ve redde dayanak alınan davalılara ait markaların kullanım önceliğinin müvekkiline ait olmasına rağmen tescil edilmeleri sebebiyle hükümsüzlüklerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlar, davalı ... Tekstil San Ltd Şti. davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının marka başvurusunun resmi marka bülteninde ilan olunmadan önce 23, 24 ve 25. sınıflardaki bir kısım ürünler yönünden reddedildiği, davalı şirketlerin hiç birisinin başvuru aşamasında bir itirazlarının bulunmadığı, dolayısıyla TPE tarafından verilen ret kararına karşı YİDK karar iptali istemiyle açılan davada davalı şirketlere husumet yöneltilemeyeceği, nitekim dava dilekçesi kapsamından da doğrudan bu istemle ilgili olarak davalı şirketlere husumet yöneltilmediği,
YİDK kararına yönelik istemin sadece TPE’ne karşı, hükümsüzlük isteminin de sadece davalı şirketlere karşı sürdürüldüğü, redde dayanak markalarda yer alan “Sümer” ibarelerinin markaların esas ve ayırt edici unsurunu oluşturduğu, bunun dışındaki ibare ve unsurların herkesin kullanımına açık ve zamanla değişmesi olanağı bulunan yardımcı unsur konumunda oldukları, bu sebeple ortalama kullanıcıların başvuru konusu ibareyi kullanan ürünleri sunan davacının redde dayanak markalar ile aynı malları sunan işletmenin yeni bir markası olduğu şeklinde yanılgıya düşebilecekleri, davalı TPE’nin davacı başvurusunu 23,
24 ve 25 inci sınıftaki ürünler için 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7/b hükmünü nazara alarak reddetmesinin hukuk gereği olduğu, davacının önceden tescilli bulunan bir markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini ya da aynısını aynı ürünler için tescil ettirebilmesi imkanının başvuru anında ve halen yürürlükte bulunan yasa ve kararname hükümleri karşısında mümkün olmadığı, davacının “Sümer” ve türevi olan tanıtıcı işaretini tekstil vb birçok alanda, ülke içinde, uzun yıllardır sürekli biçimde kullandığı, tüm yurtta bu işaretin davacı şirkete ait bir marka ve ticaret unvanı olduğunun herkes tarafından bilindiği,
bu tanıtıcı işareti taşıyan ürün ve hizmetlerin halk kesimlerine ulaştığı her bir “Sümer” tanıtım işaretinin davacıya sıkı sıkıya bağlandığı, sunduğu tekstil ve benzeri ürünlerin taşıdığı garanti ve kaliteyle bilindiği, müşteri, akraba, dost ve düşman ayrımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin ülke içerisindeki tüm insanlar tarafından refleks halinde hemen hatırlandığı ve bu haliyle TTK’nun 56 ve devamı maddeleri ile kararnamenin 8/3 ve 8/5 maddesi uyarınca korunması icab eden tescilsiz tanınmış bir marka olduğu,
davalıların davacının “Sümer” tanıtım işaretinin ulaştığı bilinirlikten yararlanmak amacıyla kötü niyetli bir şekilde marka tescil ettirdikleri, özellikle davacı şirketin özelleştirme sürecinde bu markaların bir kısmının terkin edilmesinden yararlandıkları ancak davacının anılan terkinlerden işareti kullanım yetkisinden vazgeçtiği sonucunun çıkarılamayacağı zira işaretin gerek ticaret unvanı gerekse tescilsiz marka olarak kullanımını sürdürdüğü,
davacının sessiz kalmasından da bahsedilemeyeceği zira mücerret sessiz kalmanın hakkın ileri sürülmesini engellemeyeceği, bunun yanında kullanımla korunmaya değer bir hukuki durum kazandığı oysa yargılamada bu hususların iddia ve ispat olunamadığı, davacının ticaret unvanı ve tescilsiz marka olarak kullanılan işaretinin haksız rekabet hükümlerine göre korunmasının gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile TPE YİDK kararının iptali isteminin reddine, davalı ...
Tekstil San Ltd. Şti. ve Öz Sümer İç Giyim San Ltd. Şti.’ne karşı açılan davalarda adı geçen davalılar adına tescilli markalar yenilenmemek suretiyle hükmünü yitirdiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar adına tescilli 2003/26838, 2003/26839 ve 2006/1095 sayılı markaların ise hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar Sümer Birlik Tekstil San A.Ş. ve Sümer Konfeksiyon Malzemeleri A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalılar Sümer Birlik Tekstil San. A.Ş. ve Sümer Konfeksiyon Malzemeleri A.Ş. vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4023, K. 2012/10182, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama