KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/431 E., 2012/21690 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2010 tarih ve 2007/294-2010/35 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi karşı davada davacı vekili tarafından istenmiş olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti.
Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 11.12.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı-karşı davacı vekili Av. ... ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili adına tescilli "Corsair" markalı ürünleri izinsiz olarak ve düşük bedelle ithal ettiğini ve izinsiz olarak piyasaya sürdüğünü, bu durumun aynı zamanda haksız eylem ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün önlenmesini, yoksun kalınan kazançlarının tespit edilerek hüküm altına alınmasını, oluşan maddi ve manevi zararlar nedeniyle 10.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın tahsiline ve kararın ilanına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise davacının distribütörü olduğu Corsair Company şirketine ait “Corsair” markasını paralel ithalatı engellemek ve tekelleşmek için kendi adına tescil ettirdiğini, bu markanın davacının tescilinden önce birçok ülkede tescilli bulunduğunu, davacının bu kötü niyetli tescili sebebiyle arama ve el koyma işlemi nedeniyle müvekkilinin zarar gördüğünü iddia ederek, davacı-karşı davalı adına tescilli “Corsair” markasının hükümsüzlüğüne, davacı-karşı davalının haksız rekabetinin tespiti ile önlenmesine, şimdilik 500 YTL maddi, 3.000 YTL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacı-karşı davalının yurt dışında tescilli olduğunu bildiği bir markayı, orijinal markalı ürünlerin yurt dışından girmesini engellemek için, markayı sanki kendi markası imiş gibi adına tescil ettirmesinin kötü niyetli bir davranış olduğu, davacı-karşı davalının, adına tescilli bulunan markaya dayalı olarak yasal yollara başvurduğu, bu durum haksız rekabet teşkil etmeyeceği gibi davalı-karşı davacıya tazminat talep etme hakkı da vermeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, karşı davada davacı vekili temyiz etmiş, mahkemece, temyiz isteminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle 13.08.2010 tarihli kararla temyiz istemi reddedilmiş, karşı davacı vekili ek kararı süresinde temyiz etmiştir.
Karşı davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla mahkemece temyiz isteminin reddine dair 13.08.2010 tarihli ek karara ilişkin temyiz isteminin kabulüyle, kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
Karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, karşı davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/431, K. 2012/21690, 28 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama