KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4610 E., 2012/17696 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
753 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/10/2010 tarih ve 2006/595-2010/443 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/11/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirketin imzaladıkları 10.07.2006-10.07.2008 tarihlerini kapsayan özel güvenlik sözleşmesi ile müvekkilinin davalıya ait otelin özel güvenlik hizmetlerini üstlendiğini, güvenlik müdürü için aylık 1.400 TL, vardiya amiri için 1.200,00 TL, güvenlik elemanları için 900 TL ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının 09.10.2006 tarihli bir yazı ile “otelin kolluk kuvvetlerine yakın olmasından dolayı ayrıca güvenliğe ihtiyaç duyulmadığı” gerekçesiyle 15.11.2006 tarihinden geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin 4 ay üzerine düşen taahhütleri yerine getirdiğini,
sözleşmenin haksız feshi nedeniyle zarara uğradığını, sözleşmeye güvenerek aldığı elemanlara karşı zor durumda kaldığını, 24 ay süreli sözleşme feshedilmemiş olsaydı bir vardiya amiri ve 8 güvenlik görevlisi çalışacağını ve müvekkilinin gelir elde edeceğini, 20 aylık sürede vardiya amiri için toplam 24.000,00 TL, 8 güvenlik görevlisi için 900 TL’den 20 ay 144.000,00 TL olmak üzere 168.000,00 TL kazanacağını, bu ücrete SSK, KDV, asgari ücret, işsizlik sigortası, gelir vergisi farkları ve işçilerin tatil ücretlerinin ilave edileceğini, sözleşme feshedilmemiş olsaydı müvekkilinin en az 60.000 TL kazanacağını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.000 TL’nın dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, ıslahla toplam 38.903,40 TL’nın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin otelin güvenliğinin münhasıran bu amaçla kurulan güvenlik şirketleri tarafından yerine getirmesinin zorunlu olduğu konusunda müvekkilini yanıltması sonucu söz konusu sözleşmenin imzalandığını, davacının sunduğu hizmetin kalitesizliği, yetersizliği, güvenlik elemanlarının görevlerini ihmal etmeleri nedeniyle sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, davacının müspet zararını değil, menfi zararını isteyebileceğini, ancak davacının menfi zararı doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar tacir olup, davalının sözleşmenin davacının yanıltması sureti ile imzalandığı ve bundan dolayı geçersiz olduğu yönündeki savunmalarının yerinde bulunmadığı, yargılama sırasında davalı, davacının edimlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeni ile karşılıklı anlaşma sonucu sözleşmenin feshedildiğini savunmuş ise de davadan önce bu eksikliklerin varlığı ve giderilmesi yönünde davacıya çekilen ihtar olmadığı gibi karşılıklı anlaşma ile feshe ilişkin yazılı bir delil de sunulmadığı,
fesih gerekçesinin güvenlik kuvvetlerinin otele yakın olması ve ayrıca güvenlik hizmeti alma ihtiyaçlarının olmaması nedenine dayandırıldığı, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği, haksız fesih nedeni ile davacının 38.903,40 TL zararının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava taraflar arasında imzalanan özel güvenlik hizmeti sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup sözleşmesi feshedilen davacının sözleşme süresi bitimine kadar zararının karşılanacağı beklentisiyle herhangi bir iş yapmadan bu müddeti geçirmesi beklenemez. Davacının da zararının artmaması için gerekli önlemleri alması gerekmektedir.
Olayda uygulanması gereken 818 sayılı BK’nun 325/2. maddesi gereğince ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre (11.Hukuk Dairesi, 07.10.2011 tarih ve 2011/11179 E. ve 2011/12388 K. sayılı ilamı”) taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği tarihten itibaren davacının aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir işi ne kadar “makul sürede” bulabileceği ve bu sürede davacının uğradığı net zarar miktarı; davacının işçilerini sözleşmenin feshinden bir süre sonra işten çıkardığı hususu da nazara alınarak,
davacının kendi işçilerine ne kadar ücret ödediği maaş bordroları da celp edilmek suretiyle tespit edilip, davacının işçilerine ödediği miktar bulunup, bu sözleşme uyarınca davalıdan alacağı meblağ ile arasındaki farktan genel gider de düşülmek suretiyle tespit edilecek tazminata hükmedilmek gerekirken anılan hususlar nazara alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna göre fesihten sonraki bakiye sözleşme süresinin tamamı için tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY
Daire çoğunluğunun bozma gerekçesine genel olarak katılmakla birlikte, yapılacak hesaplamada, davacının işçilerine ödediği ücretlerin bordrolarda daha az olarak gösterilmiş olması halinde, konuya ilişkin amir hükümler nazara alınarak en az asgari ücret tutarının esas alınması gerektiği ve bu hususun da bozma ilamında yer alması gerektiği düşüncesindeyim.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4610, K. 2012/17696, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama