KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5043 E., 2012/11416 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.10.2010 tarih ve 2008/371-2010/755 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı Banka vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankanın Taşdelen Uydu Şubesi'nde bulunan hesaplarının bozularak parasının tamamen 08.04.2008 tarihinde ... isimli kişinin İş Bankası'nda bulunan hesabına aktarıldığını, aktarılan paranın da anılan kişi tarafından aynı gün çekildiğini, olayda davalıların kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını ileri sürerek şimdilik 7.000 TL alacağın 08.04.2008 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, sözleşmeye göre şifreyi koruma yükümlülüğünün davacıda olduğunu, müvekkilinin internet bankacılığı sitesinin güvenliğini sağlamak üzere gerekli tüm önlemleri aldığını, güvenlik uyarılarının davacıya yapılmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Turkcel İletişim Hizmetleri AŞ vekili, davacı ile davalı arasındaki kısa mesaj iletişimini sağladığını ancak bunun içeriğinden ve varsa hukuki sonuçlarından dolayı sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı ile davalı arasında telefon aboneliğine ilişkin sözleşmede bankacılık hizmetlerine ilişkin bir maddenin bulunduğunun iddia ve ispat edilmemiş olması ile davalı ... AŞ'nin bankacılık hizmetlerinde telefon hattının kullanılmasına dair bir hizmet taahhüdü ve bu konuda bir güvenlik taahhüdü de bulunmaması gerekçesi ile bu davalı hakkındaki davanın reddine, sahtecilik işleminin davacıya değil,
davalı bankaya karşı gerçekleştirilmiş olması ve şifrenin davacı kanalıyla elde edilmiş olduğu kanıtlanamadığı için bankanın davacı hesabından çekilen paranın tamamından sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi ile davalı ... hakkındaki davanın asıl alacak yönünden kabulü ile 7.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 Sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte bu davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, faiz başlangıcına ilişkin fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434 ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalının temyizine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5043, K. 2012/11416, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama