KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5198 E., 2012/11642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
691 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/12/2010 tarih ve 2007/780-2010/689 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin müdürü olan davalı ... ile davalı şirket arasında 01.03.2007 tarihli 1 yıl süreli özel güvenlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, ancak davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davalı ...’in de fesih yazısında müdür olarak imzasının bulunduğunu, müvekkilinin fesihten haberdar olmadığını, davalı ...’in talebi üzerine 27.04.2007 tarihinde müdürlük görevine son verilmesi akabinde 30.04.2007 tarihinde A&B Grup Özel Güv. Ltd.
Şti’ni kurduğunu ve müvekkili şirket bünyesindeki bazı şirketlerin sözleşmelerini feshetmeleri üzerine yeni şirket ile sözleşme yapmalarını sağladığını, davalının kurduğu şirketle sözleşme yapan davalı şirketin davalının temsil ilişkisini kötüye kullandığını bildiğini ve geriye dönük olarak fesih yaptığını, davalıların haksız eylemleri redeniyle müvekkilini zarara uğrattıklarını ileri sürerek davalı şirketin müvekkili ile sözleşmesinin feshinin iptalini, davacı şirket için 13.326,75 TL maddi, 20.000 TL manevi, diğer davacılar için ayrı ayrı 1.000 TL maddi 10.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müdürlük görevinden şirketin özellikle kamusal borçların ödememesi nedeniyle ayrıldığını, şirketlerin davacı şirketle sözleşmelerinin de güvenlik hizmetinin tam olarak yerine getirilmemesi nedeniyle feshedildiğini, diğer davalı ile ortak hareket etmediğini ve haksız davranışta bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacı şirket ile sözleşmelerini gördükleri lüzum üzerine tek taraflı fesih haklarını kullanarak feshettiklerini ve daha sonra sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde davalı şirketle sözleşme yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ...’in 27.04.2007 tarihinde davacı şirketteki müdürlük görevinden ayrılarak 30.04.2007 tarihinde aynı iş kolunda şirket kurduğu, davalı şirketin davacı şirketle sözleşmesini sözleşmedeki tek taraflı fesih hakkına dayanarak 15.03.2007 tarihli yazısıyla 15.04.2007 tarihinden itibaren feshettiği, davalının yeni kurduğu şirkete davalı şirketle birlikte davacı şirketle sözleşmelerini fesheden diğer bazı şirketleri de müşteri olarak dahil etmek suretiyle davacı şirketteki temsil yetkisini kötüye kullandığı,
haksız rekabet niteliğindeki haksız eylemi nedeniyle davacı şirketin 13.326,75 TL kazanç kaybı olduğu, davalı şirketin davalı ...’in temsil yetkisini kötüye kullandığını bilerek davacı şirketi zarara uğratmak kastı ile hareket ettiğine dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davacılar Süreyya ve Nazmiye’nin davalarının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkındaki davanın reddine, 13.326,75 TL maddi 1.000 TL manevi tazminatın davalı ...’ten tahsili ile davacı şirkete verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, davacı şirketin müdürü olan davalılardan Ahmet’in diğer davalı şirketle birlikte hareket etmek suretiyle davacıyı zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan sözleşmenin feshinin iptali ve tazminat davasıdır.
Davacı vekili, davalı ...’in ve davalı şirketin geçmişe yönelik olarak davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmeyi feshettiklerine dair belge düzenlemek suretiyle müvekkilini zarara uğrattıklarını iddia etmiş, mahkemece davalı şirketin sözleşmede tek yanlı olarak sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğu gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de, davalılardan Ahmet yönünden haksız rekabette bulunduğu gerekçesiyle dava kabul edilmiştir.
Ancak, davalılardan Ahmet 27.04.2007 tarihinde davacı şirketteki müdürlük görevinden ayrılmış olup, dava dışı şirketi 30.04.2007 tarihinde kurarak, davalı şirket ile de bu tarihten sonra sözleşme yapmıştır. Bu nedenle, davalı ...’in, davacı şirket ile arasındaki vekalet ilişkisi yani müdürlük görevi sona ermesinden sonra davalı şirket ile sözleşme yapmış olmasına göre, vekalet akdini kötüye kullandığından söz edilemez.
Davacı şirket, sözleşmenin feshi yazısının davalılar tarafından geçmişe yönelik olarak düzenlendiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını doğrulayacak hiçbir delil ibraz etmemiştir. O halde, davalıların davalı ...’in müdürlük görevi sona ermesinden sonra kendi aralarında sözleşme yapmaları başlı başına davalı ...’in vekalet akdini kötüye kullandığını göstermeyeceği gibi, tek başına bu eylem haksız rekabette bulunduğunu da göstermez.
Bu durumda mahkemece, davalı ...’in ne surette haksız rekabette bulunduğu somut olarak açıklanıp delilleri gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5198, K. 2012/11642, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama