KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5289 E., 2012/12091 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2010 tarih ve 2010/623-2010/724 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İzmir Sanayi Şubesi nezdinde bulunan hesabından müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmadan 24.10.2007 tarihinde internet aracılığı ile tanımadığı kişi ya da kişiler tarafından Akbank İstanbul Çiftehavuzlar Şubesi’nde bulunan bir hesaba toplam 5.915 Euro karşılığı 10.212,84 TL EFT yapıldığını, davalı bankanın durumu fark edince müvekkilinin hesabına bloke koyduğunu, davalı bankanın elektronik bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamadığını ileri sürerek, anılan meblağın 24.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şifresini koruyamadığını, davacının zararının şifrenin 3. kişilerce öğrenilmesi sonucu meydana geldiğini, bankanın sisteminden kaynaklı bir zarar söz konusu olmadığını, davacının kendisine verilen akıllı anahtarı kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı bankanın yaptığı sözleşmede sadece bir bilgisayarın kullanılacağına, bu bilgisayara belli virüs koruma programlarının yüklenmesinin zorunlu olduğuna ilişkin bir anlaşmanın yapılmadığı, ayrıca bu tarihlerde başka bankaların kullandığı bir defalık şifre, akıllı anahtar vs. gibi ek koruma tedbirlerinin bulunmadığı, bu nedenle davalı bankanın tam kusurlu kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile 10.128,25 TL'nın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 2/2 bendindeki faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalının temyiz dilekçesi davacı vekiline 24/02/2011 günü tebliğ edilmiş ve hüküm katılma yolu ile, HUMK'nun 432 nci maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra, davacı vekili tarafından 10/03/2011 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 433/2 nci maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5289, K. 2012/12091, 6 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama