KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/552 E., 2012/12411 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/09/2010 tarih ve 2009/326-2010/324 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, lehtarı olduğu senetlerin, dava dışı keşideciler tarafından kendisine teslim edilmek üzere davalıya verildiğini, davalının senetleri teslim etmediğini ileri sürerek, ödeme yasağı konulmasını, vadesi gelen senetlerin Çorlu İş Bankası Şubesi'ndeki hesabına veya mahkemece uygun görülecek yere ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıda 18.000 TL alacağı olduğunu, davacının 3.000 TL ödeme sonucu 15.000 TL kaldığını, davacının borcunu ödememesi nedeni ile bonolorı vermediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu senetlerin haksız olarak davalıda bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne davalı uhdesinde bulunan 75 adet senedin davacıya teslimine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıda bulunan davacıya ait senetler üzerinde hapis hakkının kullanıldığı gerekçesi ile davalı tarafından iade edilmemesi nedeniyle açılmıştır.
TMK'nun 950/953 ncü maddelerinde gösterilen hapis hakkının doğumu için, alacaklının zilliyetliğinin borçlunun muvafakatı ile kurulması, alacağın muaccel olması, alacaklının zilliyetliğindeki taşınır veya kıymetli evrak ile alacak arasında doğal bağlantının olması gerekir. Eşya ile alacak arasındaki irtibat ancak bunlar arasında sıkı ve doğal bir ilişki bulunduğu hallerde kabul edilebilir. Kanunkoyucu bu tür ilişkinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi bakımından tacirler arası işlemler ile diğer işlemler arasında bir ayrım yapmayı gerekli görmüştür. Tacirler arası işlemler bakımından (MK.m.950/f.2), bu bağlantının varlığı için zilliyetliğin ve alacağın borçlu ve alacaklı tacir arasındaki ticari ilişkiden doğması yeterli görülmüştür.
Ayrıca, hakim, açıklatma ödevi gereğince müphem veya çelişkili gördüğü iddia ve sebepler hakkında taraflardan açıklama isteyebilir (HUMK.m75/II). Yine hakim tarafların talepleri ile bağlı olduğu için talepten fazlaya veya başka birşeye hüküm veremeyeceği gibi (HUMK.74) hüküm fıkrasının da açık ve icra edilebilir olması gerekir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya geldiğimizde, davalının dava konusu senetler üzerinde hapis hakkının kullandığı yolundaki savunmasının kararda değerlendirilmediği, davacının vadesi gelen senetlerin İş Bankası hesabına veya mahkemece belirlenecek yere ödenmesini istemesine rağmen mahkemece senetlerin dava tarihi itibariyle vadesinin gelip gelmediği değerlendirilmeden tüm dava konusu senetlerin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar vererek talepten fazlaya hüküm verildiği gibi "75 adet senedin davalıdan tahsili" şeklinde kurulan hükümde bonoların vade, keşideci,
miktar gibi özellikleri belirtilmediği için hüküm fıkrasının açık ve infaz edilebilir olduğunu da söyleme olanağı yoktur.
Bu nedenlerle mahkemece; öncelikle davacıya dava dilekçesi, istemi açıklattırılarak davanın niteliği belirlenip, davalıdan davacının senetlere ilişkin verdiği açıklamalar sorularak keşideci, miktar, ödeme tarihi ve tanzim tarihi gibi zorunlu unsurlar belirlenip, davalının hapis hakkını kullandığı yolundaki savunması değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/552, K. 2012/12411, 17 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama