KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5531 E., 2012/11170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/11/2010 tarih ve 2009/349-2010/512 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabına ait internet bankacılığı şifreleri kırılmak suretiyle 08/02/2007 tarihinde toplam 17.450,00 TL'nın müvekkilinin rızası dışında başka bir hesaba aktarıldığını, elektronik bankacılık hizmetinde gereken güvenliği sağlayamayan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 17.450,00 TL'nın 24/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın herhangi bir kusuru olmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm kanıtlara göre, dava konusu bedelin davacının rızası dışında hesabından çıktığı, dava konusu olayda davalı bankanın sorumlu olduğu, davacının söz konusu zararını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 17.450,00 TL'nın 24/02/2007 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan dolandırıcılık eyleminin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, bir başka söyleyişle davalı bankanın, kullanıcının bilgisayarındaki web tabanlı uygulama programına değin sistem için gerekli tüm önlemleri almış olduğu, davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilmesinde kusurlu olmadığı anlaşılmıştır.
Yine, taraflar arasındaki sözleşmede de davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır ve bu durum bilirkişi raporunda da vurgulanmıştır. Bu durumda, tacir olan ve basiretli davranmakla yükümlü bulunan davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini almamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Bu durumda, davalı bankanın mahsuba yönelik savunması üzerinde durulup, kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5531, K. 2012/11170, 27 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama