KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5660 E., 2012/13130 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/11/2010 tarih ve 2009/1120-2010/1544 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinde hesabının bulunduğunu, bu hesabından internet bankacılığı yoluyla müvekkilinin bilgisi ve izni dışında 4.100 TL'nin başka hesaba aktarıldığını, bu sebeple müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek 4.100 TL'nin yasal faiziyle tahsilini talep etmiş,yargılma sırasında faiz talebini ticari faiz olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin internet bankacılığı sisteminde her türlü güvenlik önleminin alındığını, zararın oluşmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının kendi kusuruyla zararın meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davacıya ait para davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığından, davacıya atfedilecek herhangi bir kusurun ispat edilememesi nedeni ile davalının meydana gelen zarardan %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.100 TL alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan dolandırıcılık eyleminin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, bir başka söyleyişle davalı bankanın, kullanıcının bilgisayarındaki web tabanlı uygulama programına değin sistem için gerekli tüm önlemleri almış olduğu, davacının kişisel bilgilerinin ele geçirilmesinde kusurlu olmadığı anlaşılmıştır.
Yine, taraflar arasındaki sözleşmede de davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır ve bu durum bilirkişi raporunda da vurgulanmıştır. Bu durumda, basiretli davranmakla yükümlü bulunan davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini almamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Bu durumda, davalı bankanın mahsuba yönelik savunması üzerinde durulup, kusur durumunun bilirkişi raporu çerçevesinde oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5660, K. 2012/13130, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama