KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5821 E., 2012/13090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/10/2010 tarih ve 2009/15-2010/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan bu yana gıda, yiyecek, içecek sağlanması, restoran hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, bu amaçla “CAFE ZONE” markasının 2002 yılından beri müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının ise “ZONE EXPRESS” ibaresini kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini ayrıca “ZONE” ve “GARANTİ ZONE” ibarelerini kullanarak müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespitine, durdurulmasına, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete konu malların toplatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu “ZONE” ibaresinin davacının markasının esaslı unsuru olmadığını, müvekkilinin kendisi adına tescilli markayı kullanım şeklinin ticari amaçlı olmadığını, bir restoran faaliyeti bulunmayıp banka müşterilerine ayrıcalıklı bir imkan sunularak seyahat öncesinde bankaya ait bir bölgede zaman geçirebilme imkanı verildiğini ve bu şekilde bankanın kredi kartı kullanıcılarının misafir edildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, " ZONE" kelimesinin her iki markanın ayırt edici baskın unsurunu oluşturduğu, her iki markanın asıl unsurlarının aynı oluşu dikkate alındığında,
orta seviyede dikkatli tüketicinin markaların orijinini karıştırma ihtimali olduğu sonucuna varmak gerektiği ancak davalının markayı fiilen kullanması sebebiyle markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi de istenmişse de davalının kendisi adına tescilli olan markayı kullandığı ve hükümsüzlük kararının kesinleşmesine kadar davalının tescilli markasını kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz veya haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli markanın “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden hükümsüzlüğüne diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5821, K. 2012/13090, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama