KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6186 E., 2012/11977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2010/145-2010/590 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, hizmet sözleşmesi ile davalı şirketin iş ve faaliyet alanı Çorlu da bulunan 1. Etap 142 daire emlak satış ve pazarlama işini müvekkili şirkete verdiğini, müvekkili şirketin satış için gerekli tüm çalışma ve alt yapı hazırlıklarını başlatmasına rağmen davalı tarafından gerekçe gösterilmeden sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketle akdedilen sözleşmenin 8. maddesi gereğince her ayın sonunda ödenmesi gereken ücretin bu güne kadar ödenmediğini, davalının göndermiş olduğu fesih ihbarının müvekkili şirkete 23/11/2007 tarihinde tebliğ edildiğini,
sözleşmenin 7. maddesine göre 30 gün içinde haber vermek suretiyle sona erdirilebileceğini, davalı şirketin sözleşmenin akdedildiği tarihten sonra sözleşmeye göre hiç bir ödeme yapmadıklarını, müvekkili firmanın davalı firmadan sözleşmenin kurulduğu tarih olan 27/09/2007 tarihinden 23/12/2007 tarihine kadar birikmiş alacağı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.500 TL alacaklarının ferileriyle birlikte ticari faizi ile sözleşme tarihinden itibaren müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket isminin değişmesi nedeniyle kendilerine yönlendirilecek bir husumet bulunmadığını, davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında atipik vekalet niteliğinde olan tellallık sözleşmesi bulunduğu, sözleşmede davacı tarafın sonuç sorumluluğu üstlenmediği, bu sözleşmenin davacıya özenle ve sadakatle edimini yerine getirme borcu yüklediği, davalının sonuca ulaşılamamasının davacıya isnat edilecek sebeplerle olduğunu ispatlamadığı takdirde sözleşmeye göre doğan ücret ödeme borcunu yerine getirmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasında gayri menkul satımına ilişkin hem komisyon hem de sabit bir ücretin kararlaştırıldığı atipik bir sözleşme akdedilmiş olmakla birlikte karşılıklı edimleri içeren sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği ihtilafsızdır. Sözleşmede gayri menkulün satımı halinde ödenmek üzere komisyon ücreti ile sabit bir ücret kararlaştırılmış olup, davacının talebi fesih tarihine kadar olan alacağı ile ilgili olduğundan sözleşme kapsamında
taraflara düşen edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin iddia ve savunma kapsamında taraflarca ispatı gerekir. Edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususu maddi vakıalara ilişkin olduğundan bu konuda tanık dinlenmesine engel bir durum yoktur. Davalının delil listesindeki tanıkları dinletme talebinin sözleşmenin miktarından bahisle HUMK 288. maddesi uyarınca reddi yerinde olmamıştır.
Bu nedenlerle davalı tanıklarının dinlenmesi, bundan önce davacı vekili de delil listesinde tanık deliline dayanmış olduğundan, yukarıda belirtilen konuda tanıkların dinlenilmesi için mehil ve gerektiğinde kesin mehil verilerek davacının da tanıklarının dinlenmesi, tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra davacının fesih tarihine kadar hizmet sunup sunmadığı, ne gibi edimlerde bulunduğu belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Kabul şekline göre de dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi belirtilmemesine rağmen talebi aşar şekilde ve sözleşme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6186, K. 2012/11977, 4 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama