KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6220 E., 2012/14929 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2004/973 Esas
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/12/2010 tarih ve 2004/957-2010/626 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin davalı bankadan 16.12.2002 tarihinde 10.250.000 USD tutarında dövize endeksli kredi kullandığını, taksit ödemelerinde fiili ödeme tarihindeki döviz kurunun esas alınmadığını, kredi sözleşmesinin 18/1 maddesinde düzenlenen hesap kat yetkisi uyarınca bankanın belirlediği kurdan ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek, 1.428.567,44 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, birleşen davada ise son taksiti yine bankanın belirlediği kurdan ödediklerini, fazla ödenen tutar 566.690,90 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, bankanın sözleşme hükmü uyarınca kredi taksitlerini tahsil ettiğini, davalının ödemeleri yaparken ihtirazi kayıt öne sürmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın döviz kurunu hatalı uygulayarak fazladan kredi ödemesi tahsil ettiği, davacının kredi geri ödemelerinde ihtirazi kayıt koyması durumunda bankanın hesap kat etme riski bulunduğu, hesap katı durumunda davacının ödeme gücü olmadığı, yani müzayaka halinde bulunduğu, birleşen davada ise son taksit ödemesi ile birlikte hesap kapatıldığı için herhangi bir baskıdan söz edilemeyeceği, ödemenin ihtirazı kayıt öne sürmeden rıza ile yapıldığı gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, dövize endeksli krediden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, davacı taraf, 2 yıl vadeli, 3’er arayla 8 taksitte ödemeli dövize endeksli kredi kullandığını, kredilerin fiili ödeme gününde davalı tarafın döviz kurunu sözleşmede hüküm bulunmadığı halde ana para ve faiz alacağı yönünden sabitlediğini, bu durumun sözleşmenin 34/2. maddesine aykırı olduğunu, bankanın sözleşmenin 18. maddesi uyarınca hesabı kat yetkisi bulunması nedeniyle kredi geri ödemelerinde ihtirazi kayıt koymadığını ileri sürerek , asıl davada ilk 7 taksitte ödenen fazla tutarın, birleşen davada ise son taksite konu ödenen tutarın davalı bankadan istirdadını talep etmiştir.
Mahkemece, birleşen davada son taksit ödemesinin dava açıldıktan sonra yapıldığı, hesabın kapatılması nedeniyle müzayakadan söz edilemeyeceği , davacının ödemeleri ihtirazi kayıt koymadan rızası ile yaptığı gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar vermiştir. Oysa, 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 62. maddesi “Borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zan ederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. “ hükmünü haizdir. Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde bankanın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshederek icra takibi yapma yetkisi bulunmakta olup, davalı banka daha önce yaptığı uygulamayı son taksitte de devam ettirdiğine göre, artık yukarıda anılan hüküm uyarınca yapılan bir ödemeden bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davacının talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin harca ilişkin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6220, K. 2012/14929, 3 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama