KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6315 E., 2012/14891 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/02/2011 tarih ve 2008/599-2011/54 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Europa ve diğer bazı markalı gözlüklerin ülkemize ithalatı ile iç ve dış piyasa dağıtım ve ticaretini yaptığını, müvekkilinin, davalı firmanın markalı güneş gözlüklerini de kendi müşterilerinin talebiyle orijinal olarak yurtdışından ithal ederek sattığını, davalının ise menşe ülkesi olan İtalya’da ve başka ülkelerde marka hakkı sahibi olan şirket adına tescilli olan Police, Sting ve Vogart markalı orijinal güneş gözlüklerin distribütörü ve lisans hakkı sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkili ile müvekkilinin müşterilerine karşı açtığı davalarda haksız ihtiyati tedbir kararları alarak zarar verdiğini,
davalı tarafından açılan davaların reddedildiğini ve kararların kesinleştiğini ileri sürerek, markalı güneş gözlüklerinin satışının beş yıl süreyle engellenmesi nedeniyle 100.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın bir yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, müvekkilinin yasal haklarını kullandığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 20/05/2008 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının talebinin haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zarara ilişkin olduğu, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacının hakkında verilen ihtiyati tedbir kararı sebebiyle mallarını satamadığı ve bu durumun beş yıl boyunca devam ettiği, davacının talep edebileceği zarar miktarının bilirkişi raporuyla belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.924 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminata ilişkin olarak daha önce verilen karar bozma kapsamı dışında kalmakla kesinleştiğinden bu konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Dava, ihtiyati tedbir kararı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin bazı markalı gözlüklerin ithalatı ile iç ve dış piyasa dağıtım ve ticaretini yaptığını, müvekkilinin, davalı firmanın markalı güneş gözlüklerini de orijinal olarak yurtdışından ithal ederek sattığını, davalının ise menşe ülkesi olan İtalya’da ve başka ülkelerde marka hakkı sahibi olan şirket adına tescilli olan Police, Sting ve Vogart markalı orijinal güneş gözlüklerin distribütörü ve lisans hakkı sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkili ile müvekkilinin müşterilerine karşı açtığı davalarda haksız ihtiyati tedbir kararları alarak zarar verdiğini ileri sürerek işbu davayı açmış,
mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak dosya içeriği incelendiğinde, mahkemece Dairemizce verilen bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra bilirkişi heyetinden alınan raporlarda aynı görüş ve hesaplama tarzı yer almasına karşın sonuç itibari ile davacı lehine tespit edilen rakamların farklılık arzettiği, söz konusu farklılığın bilirkişiler tarafından açıklanmadığı gibi mahkemece de değerlendirmeye tabi tutulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, aynı bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan raporlardaki rakamların ne sebeple farklılık arzettiği hususu açıklığa kavuşturularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6315, K. 2012/14891, 3 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama