KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7052 E., 2012/16043 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
834 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2011 tarih ve 2009/49-2011/56 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPE nezdinde 1998/210130 ile 1998/205475 sayı ile tescilli tanınmış "GEZER" markasının sahibi olduğunu, ancak davalının söz konusu markayı mağazacılık hizmetinde, koruyucu kağıt veya ambalajlarında ve iş evrakında kullanmak suretiyle müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ettiğini ileri sürerek, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ve önlenmesine, davalının söz konusu markayı internet sitesinde kullanmasının engellenmesine, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "GEZER" markasını tescilli olarak 25. sınıftaki emtialar için kullandığını, "GEZER ALİ" markasının da müvekkili adına 24., 25. ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler için tescilli olduğunu, müvekkilinin kendi tescilli markası ile faaliyette bulunduğunu ve mağazacılık faaliyetinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıya ait "GEZER" markasının 1995 tarihinde, davacıya ait "GEZER+şekil" markasının 1998 tarihinde ilk kez tescil edildikleri, davacının "ayakkabı" sektöründe faaliyet gösterdiği ve bu konuda belirli bir tanınmışlığa ulaştığı, davalının da "GEZER" markası altında "giyim eşyaları" konusunda faaliyet gösterdiği ve her ikisinin tescil tarihlerinden beri piyasada birlikte faaliyette bulundukları,
davalı markasının 35. hizmet sınıfında yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri"nde tescilli değil ise de, 25. sınıfta yer alan giyim eşyalarını "GEZER" mağazasında satabileceği, ihracat ve ithalatını ve her türlü ticaretini yapabileceği, ayrıca davalının mağazasının ön kısmında "GEZER" tabelasının yanında diğer markalara ait tabelaların da bulunduğu,
markanın muhatabı orta düzeydeki hedef kitle alıcıların dışarıdan baktığında açık bir şekilde diğer tabelaları da görüp algılayabileceği, bu durumda davalının davaya konu eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalıya ait GEZER markası Tebliğ'in 25. sınıfındaki giysi emtiası için tescillidir. Ayrıca, davalı markasını taşıyan hazır giyim eşyasının satışa sunulduğu işyerinin bulunduğu binanın üzerinde ve giriş kısmında “GEZER” ibaresinin tanıtıcı işaret olarak kullanıldığı mahkemenin de kabulündedir.
Mahkemece, “GEZER” ibaresinin Tebliğ'in 35/8. sınıfta, kısaca mağazacılık olarak adlandırılan hizmetler için marka olarak davacı adına tescilli olmasına rağmen, söz konusu mağazacılık hizmetinin “çeşitli markaları taşıyan malların bir araya getirilerek müşterilere sunulması hizmeti” olarak anlaşılması gerektiği, oysa davalının “GEZER” tabelasının bulunduğu iş yerinde sadece kendi markasını taşıyan hazır giysi emtiasını satışa sunduğu ve bu eylemin de anılan 35/08. sınıf hizmetler kapsamına girmeyeceği görüşüyle davacının markasına tecavüz edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
556 sayılı KHK'nin 5. maddesine göre, marka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan işaretlerden olup, belli bir mal veya hizmette kullanılmak üzere tescil edilir ve aynı KHK'nin 6. maddesi uyarınca da bu KHK ile sağlanan marka korunması tescil yoluyla gerçekleşir. Bu kapsamda, markaların sınıflandırılmasına ilişkin Tebliğ'de de markalar ticaret ve hizmet sınıfları olarak iki ayrı grup halinde sınıflandırılmıştır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 556 sayılı KHK hükümlerine göre tescil olunan bir marka ancak tescil edildiği mal veya hizmetlerin ayırt edici işareti olarak kullanılabilir. Bu zorunluluk, markanın ayırt etme fonksiyonunundan kaynaklandığı gibi, aynı zamanda ülkemizin de taraf olduğu “Markaların Tescili Amacıyla Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Nice (Nis) Anlaşması” uyarınca, bağlayıcı olmamak kaydıyla markanın kullanım amacına göre sınıflandırılmasının bir sonucudur.
Davalının “GEZER” ibareli markası 25. sınıf giysiler için tescilli olduğuna göre, markanın söz konusu mallar üzerinde kullanılması gerekli olup, bu markanın aynı zamanda 25. sınıf giysi emtiasına satışa sunulduğu işyerinin tanıtıcı işareti olarak kullanımının tescilli marka hakkı kapsamında bir kullanım sayılacağına dair mahkeme görüşünde isabet bulunmamaktadır.
Çünkü, Tebliğ'in 35/08. sınıfındaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri”; niteliği itibariyle parekende, toptan satış mağazaları vasıtasıyla veya internet ya da katalog üzerinden vb. yöntemlerle malların satın alınmak üzere müşterilerin tercihine sunulmasıdır.
Bu kapsamda, Dairemizin 19/04/2010 tarih ve 2036/4235 sayılı kararında da belirtildiği gibi belirli bir sektöre veya birden fazla sektöre ait malların bir araya getirilerek müşterilerin tercihine sunulması mümkün olduğu gibi, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi bir firmanın sadece kendi markasını taşıyan hazır giyim mallarının satışa sunulması da anılan Tebliğ'in 35/08 sınıfında yazılı hizmetler dahilindedir.
Öte yandan, davalının işyerinde işletme adı ya da hizmet markası olarak "GEZER" ibaresi dışında farklı bir tanıtma işareti kullandığı yolunda bir savunma ileri sürülmediğine göre, aynı işyerindeki dava dışı alt kiracıların benzer biçimde faaliyette bulunmaları da, davalı eyleminin 35/08. sınıf hizmetler kapsamı dışında kaldığı sonucunu doğurmayacaktır. O halde, davalı eyleminin yukarıdaki açıklamalar dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7052, K. 2012/16043, 12 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama