KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7235 E., 2012/14357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2010 tarih ve 2010/173-2010/595 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ancak geri ödemediğini, bu nedenle müvekkili tarafından Biefeld Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın kabulle sonuçlandığını ve kesinleştiğini ileri sürerek, Biefeld Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.10.2007 tarih ve 7 O 168/06 numaralı kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş ve duruşmaya katılmamıştır.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacının anonim şirket ortağı olarak davalı şirkete sermaye koyduğu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 405/2 maddesi uyarınca sermaye olarak şirkete verilenlerin geri istenemeyeceği, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının bu açıdan Türk kamu düzenine aykırı olduğu, ayrıca tenfizi talep edilen kararın davalıya tebliğ işleminin posta yoluyla gerçekleştirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine,
dava konusu olayda ise tenfizi gereken kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7235, K. 2012/14357, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama