KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7407 E., 2012/14870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Vekili
- AV. ......
- Davalılar
- 1-...
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
2-...
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/01/2011 tarih ve 2009/193-2011/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacı banka tarafından davalı ...'e 30.000,00 TL meblağlı ticari kredi kullandırıldığını, diğer davalı ...'nın kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalıların kredi borcunu ödememeleri üzerine noter kanalıyla muacceliyet ihtarnamesi çektiklerini, buna rağmen davalıların borcu ödemediklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 7.000 TL asıl alacak 500 TL faiz olmak üzere toplam 7.500 TL alacağın kredi tarihinden itibaren cari kredi temerrüt faizi oranları üzerinden işleyecek faizi ve sair ferileriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 12/07/2010 tarihli dilekçesiyle davasını ıslah ederek 53.700,27 TL alacağın kredi tarihinden itibaren cari ticari kredi temerrüt faizi oranları üzerinden işleyecek faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., ilk kez katıldığı dördüncü celsede müteselsil kefil davalı ...'yı tanımadığını, son celsede de krediyle bir ilgisi olmadığını, kredi sözleşmesindeki imzaların kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıların borçtan sorumlu olduğu, davalı ...'in duruşmadaki beyanında imza inkarında bulunmadığı, son duruşmada savunmayı genişleterek sözleşmedeki imzayı kabul etmediği yönünde savunma yaptığı, davacı vekilinin savunmanın genişletilmesini kabul etmediği gözetilerek davanın kabulü ile toplam 53.700,27 TL'nin (26.676,51 TL asıl alacak, 25.736,93 TL faiz ve 1286,83 TL'si BSMV) müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağı teşkil eden 26.676,51 TL'nin ilk talep edilen 7.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren 19.676,51 TL'sine ıslah tarihi olan 12/07/2010 tarihinden itibaren %38,25 temerrüt faizi ve faizin %25'i oranında BSMV uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar temyiz etmiştir.
.../...
2011/7407 2012/14870
S.2
1- Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı kefil ...'in yargılama sırasında kredi sözleşmesinin kendisiyle ilgilisi bulunmadığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını savunmuş olmasına, yokluğunda yargılama devam eden davalı ... ise temyiz dilekçesinde sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmesi ve yargılamada sözleşme konusunda bu davalıya isticvap davetiyesi çıkarılmaması karşısında mahkemece kredi sözleşmesindeki imzanın adı geçen davalıların eli mahsulü olup olmadığı, araştırılmadan karar verilmesi yerinde görülmemiş davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Kabul biçimi itibariyle, davacı tarafından dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde temerrüdün davadan önce gerçekleştiği ileri sürülerek kredinin kullanıldığı tarihten itibaren faiz istemiş olması karşısında, temerrüt tarihinin araştırılarak bu tarihten itibaren alacağın tamamı için temerrüt fazine hükmedilmesi gerekirken, asıl alacağı teşkil eden 26.676,51 TL'nın ilk talep edilen 7.000,00 TL'sına dava tarihinden itibaren 19.676,51 TL'sıne ıslah tarihi olan 12/07/2010 tarihinden itibaren temerrüt faizi uygululanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
05/10/2012 KH ...
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7407, K. 2012/14870, 2 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama