KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7650 E., 2012/14733 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/03/2011 tarih ve 2009/2116-2011/422 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın kredi kartı müşterisi olduğunu, banka tarafından önerilmesi üzerine müvekkiline kredi kartı ödeme güvencesi sigorta sertifikası düzenlendiğini, müvekkilinin çalıştığı iş yerinden kriz nedeniyle çıkarıldığını ve müvekkiline işsizlik maaşı bağlandığını, sözleşme gereği sigorta teminat tutarının ödenmesinin istenmesine rağmen davalı sigorta şirketi tarafından duyuma dayalı olarak müvekkilinin aktif çalıştığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini, müvekkilinin işsiz olmasından dolayı, kredi kartı borcunu ödemekte zorluk çektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 6.835,06 TL tazminatın reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin sadece sigorta sözleşmenin yapılmasına aracılık eden acente sıfatıyla hareket etmesi nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sigorta vekili, müvekkili şirket görevlisi tarafından yapılan araştırmada, sigortalı davacının aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiğinin anlaşıldığını, davacının haksız kazanç elde etmek istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, acentelerin aracılık yaptıkları sözleşmeleri kendi nam ve hesaplarına değil acentesi bulundukları kişi adına düzenlendikleri, bu nedenle davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceği, davacının halen dain-i mürtehin olan davalı bankaya borçlu olduğunun celp edilen hesap ekstresinden anlaşıldığı ve sigorta tazminatını talep hakkının öncelikle dain-i mürtehinde olduğu, bu durumda davacının, davalı sigorta şirketinden talep edebileceği bir tutarın bulunmadığı gerekçesiyle, davalı banka yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı sigorta yönünden davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalı bankaya yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davalı sigorta şirketi yönünden de mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş ise de, sigorta poliçesinin işsizlik sigorta teminatının, en son 07.11.2009 tarihinde 8.028,44 TL'na yükseltildiği ve poliçenin özel şartlarında mevcut işsizlik teminatıyla, kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden kişilere işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybının güvence altına alındığı,
davacının da 26.05.2009 tarihi itibariyle işsiz kaldığı ve kendisine 28.05.2009 tarihli başvurusuna istinaden Türkiye İş Kurumu tarafından 2009 Mayıs ayı itibariyle işsizlik ödeneği bağlandığına göre, davalı sigorta şirketinin kredi kartı borcundan teminat limiti kadar sorumlu olduğu açıktır. Davacının işsiz kalmadan önceki 08.05.2009 hesap kesim tarihli son kredi kartı hesap ekstresi borcunun 5.835,06 TL olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davalı sigorta şirketine karşı dain-mürtehin bankanın öncelikli talep hakkı mevcut ise de, davacının kredi kartı borcuna ilişkin olarak bir kısım ödeme yaptığına dair mevcut belgeler ve 07.12.2010 tarihli ibraname nazara alınarak davacının aktif dava ehliyetine sahip olduğu miktarın belirlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7650, K. 2012/14733, 1 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama