KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7680 E., 2011/10710 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
501 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/04/2009 gün ve 2007/252-2009/195 sayılı kararı bozan Daire’nin 21/03/2011 gün ve 2009/10289-2011/2977 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Karma İletişim Reklam Matbaacılık Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti. ile müvekkili banka arasında diğer davalı ...'nun kefaletiyle düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete çek karnesi verildiğini, 48 adet çekin şirket tarafından davalı ... adına keşide edildiğini, bu kişi tarafından da bankaya başvurularak karşılıksız kaşesi vurulan çeklerin beheri için 410,00 TL’ den 19.680,00 TL’nin haksız tahsil edildiğini, çek bedellerinin ödenmesi için davalı şirkete ihtarname keşide edilmesine ve icra takibi başlatılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıların kötüniyetli olarak birlikte hareket ederek bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek,
19.680,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, bankanın muhatabının şirket olduğunu, müvekkiline karşı dava açılamayacağını, iflasın eşiğine geldiklerini ve ...’ya olan borcun ödenememesi üzerine çeklerin verildiğini, hile ya da muvazaanın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, çeklerin keşide edilmesinde hile ve muvazaanın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin davacı banka ile diğer davalılar arasındaki sözleşmenin feshini ve ayrıca çeklerin kötü niyetli keşide edildiği iddialarını bilmesinin mümkün bulunmadığını, müvekkilinin çekleri kötü niyetli olarak almadığını, davalılar ile arasında akrabalık ilişkisi olmasının borç ilişkisi olmayacağı anlamına gelmediğini, davanın davacı ile diğer davalılar arasında olabileceğini, bankanın çek bedellerini daha önce depo ettirmemekle kusurlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı banka ile davalı şirket arasında tanzim edilmiş genel kredi sözleşmesine istinaden şirket adına çek karnesini verildiği ve davalı ...'nun şirketin yetkili temsilcisi ve genel kredi sözleşmesinin kefili olduğu, davalı şirket yöneticisi tarafından muvazaalı olarak diğer davalı ...’ya şirket borçlandırılmak suretiyle toplam 48 adet çek keşide edildiği, çeklerin dayanağına ilişkin ticari alış verişin davalılar tarafından belgelendirilmediği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği,
davalı şirketin soyut ve dayanaksız olarak kendisini borçlandırmak sureti ile hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde çekleri davalı ...’ya verdiği, davalı ...'nun çek yasasından kaynaklı davacı bankanın sorumluluğu limitince ibraz tarihi itibarı ile karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı yönünden 410,00 TL'den toplam 19.680,00 TL'yi tahsil ettiği, davalılar eylemlerinin davacı bankayı zarara uğratma amacı taşıdığı gerekçesiyle 19.680,00 TL'nin tahsiline dair karar, davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21/03/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7680, K. 2011/10710, 22 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama