KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7702 E., 2011/14143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2009 tarih ve 2008/174-2009/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı.... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin (Bavyera Bira Üreticileri Birliği), Almanya’nın Bavyera eyaletindeki 600’den fazla bira üreticisinin bağlı bulunduğu bir üst kuruluş olduğunu, Bavaria Birasının dünya çapında bu bölgeye özgü özellikleri ve ünüyle dünyaca bilinen bir ürün haline geldiğini ve “Bavaria Birası”nın coğrafi işaret olarak tescil altına alındığını, Avrupa Birliği nezdindeki tescilinden de önce gerek Almanya’da gerekse de ikili anlaşmalar çerçevesinde İtalya, Yunanistan, Fransa ve İsviçre’de korunduğunu,
“bavaria birasının” coğrafi işaret olarak tescilinden dolayı yalnızca Bavaria Bölgesinde üretilen biralar üzerinde kullanılabilen bir işaret olarak hukuki koruma altında olan bir ibare olduğunu, davalı şirketin “Bavaria Holland Beer Genuine İmported+Şekil” markasını Türkiye’de 03.03.2005 tarihinde biralar bakımından tescil ettirdiğini, markada “bavaria” ibaresinin göze ilk çarpan ve akılda kalan şekliyle markanın esas unsuru olduğunu, “bavaria” ibaresini gören tüketicinin doğrudan ürün ile coğrafi kaynak arasında bağlantı kuracağı ve bu markanın ürünün gerçek kaynağı konusunda halkı yanıltacağını,
yanıltıcı vasfına rağmen tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7. maddesine aykırı olduğunu, ürünün coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltacağı kadar “bavaria birasının” ününden haksız yarar sağlanacağını ileri sürerek, davalıya ait anılan markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin ürünleri üzerinde kullanmakta olduğu “bavaria” markasını gerek tek başına ve gerekse diğer unsurlarla birlikte dünya çapında pek çok ülkede tescil ettirdiğini, bu kapsamda uzun yıllardan bu yana ürün ambalajları üzerinde kullanmakta olduğu markasını TPE nezdinde de biralar üzerinde tescil ettirdiğini, TPE nezdinde davacı adına tescilli bir coğrafi işaret bulunmadığını, bu sebeple 555 sayılı KHK’dan yararlanmasının mümkün olmadığını,
“bavaria” ibaresinin 1920’li yıllardan bu yana müvekkili şirketin ticaret unvanı ve 1940’lı yıllardan bu yana ise dünya çapında marka olarak tescillerinden dolayı Hollanda’da üretilen bu biralar ve müvekkili ile özdeşleşmiş olduğunu, “bavaria” ibaresinin marka içerisinde coğrafi kaynak belirten bir unsur olarak kullanılmadığını, aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturan bir ibare olduğunu, markanın bütün halinde ayırt edici bir marka olduğundan yanıltıcı vasfının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, 556 sayılı KHK’nın 7/1-f maddesine göre, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markaların tescil edilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirket ait dava konusu “Bavarıa Holland Beer Genuıne Imported+Şekil” markasının tescilinin 556 sayılı KHK’nın 7/1/f maddesine aykırılık teşkil ettiği ve hükümsüzlük koşulunun oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7702, K. 2011/14143, 18 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama