KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7729 E., 2012/14312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2010 tarih ve 2008/387-2010/752 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkil şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, görevi esnasında şirket aleyhine işler yaptığını, ayrılırken davacıya ait iki aracı yanında götürdüğünü, sonradan iadesini talep ettiklerinde müvekkiline iş yapan Ezgi Ltd. Şti.'ne borca karşılık verdiğini beyan ettiğini, oysa aynı şirkete daha önceden 23.800 TL ödeme yapıldığını, satılan iki aracın değerinin 140.000 TL olduğunu, yüklenici firmanın yaptığı işlerin değerinin ise tespit raporuna göre 57.800 TL'nı aşmadığını, davalının şirketi 106.000 TL zarara uğrattığını ileri sürerek, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketi zarar uğrattığı iddiasının doğru olmadığını, yapılan işlerden diğer ortakların haberi olduğunu, yüklenici firmaya yapılan ödemelerde zorlanılması nedeniyle araçların satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar ibraz etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, mahkemece davacı tarafa yönetim kurulu üyesi olan davalı hakkında genel kuruldan izin alındığına ilişkin karar bulunup bulunmadığının bildirilmesi için süre verilmiş, bir sonraki celse davacı vekili sunacakları karar bulunmadığını beyan etmiştir. Oysa, TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan dava açılmasına dair karar alınmadan dava açılması durumunda, mahkemece davacı tarafa genel kuruldan karar almak üzere önel verilip, eğer bu süre sonunda davacı taraf karar ibraz etmezse davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan yönetim kurulu üyesi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde kesin önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7729, K. 2012/14312, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama