KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/777 E., 2012/9254 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/11/2010 tarih ve 2009/166-2010/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınan ünlü bir şarkıcı olduğunu, müvekkiline ait CD' lerin, kasetlerin, posterlerin Türkiye'de ve dünyanın pek çok ülkesinde satıldığını, büyük ilgi gördüğünü, müvekkilinin çok sayıda sinema filminde de oynadığını, davalının ise BEYONCE markasını kendi adına tescil ettirdiğini, bu markanın müvekkilinin adı olmakla gerçek sahibinin davacı olduğunu, markanın tanınmış marka niteliğinde bulunduğunu, davalının tescilinin kötü niyetli olduğunu, 556 sayılı KHK nın 8/5 maddesi gereğince de başkasına ait kişi isimlerinin tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2005/14168 tescil numaralı BEYONCE ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, BEYONCE ibaresinin davacının sadece ön adı olduğunu ve bu ibarenin sadece davacıyı anımsatan bir ibare olmadığını, aksi takdirde tanınmış kişilerin sadece ön adlarının bile kullanılmasının engelleneceğini, 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesinin uygulama yeri bulunmadığını, davacının markasının tanınmış bir marka niteliğinde olmadığını, davacının markasının Amerika'da tescil edildiği sınıflarla müvekkilinin Türkiye'de tescil ettirdiği sınıfların farklı olduğunu, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, müzik dünyasında 2000 yılından bu yana çok geniş bir coğrafyada bilinen, tanınan ünlü bir şarkıcının isminden oluşan markanın Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka haline geldiği,
davalının dava konusu markasının kapsadığı emtia üzerinde markanın kullanılması durumunda, davacının markasının ayırt ediciliğinin zayıflayacağı, sulanacağı, zedeleneceği ve ayrıca davalının bu yolla davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayacağı, davalının dava konusu markanın tescili için başvuru yaptığı sırada davacının ünlü bir şarkıcı olduğunu ve tüm dünyada tanındığını bildiği ya da bilmesi gerektiği, bu markayı tescil için davalı tarafın makul bir saik ve gerekçe açıklayamadığı böylece davalının tescilinin kötü niyetli olduğu,
556 sayılı KHK'nın 35. maddesi ile Türk Medeni Kanunun 2. maddesi bir arada değerlendirildiğinde kötü niyetli tescilin de hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2005/14168 nolu markanın hükümsüzlüğüne, TPE sicilinden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/777, K. 2012/9254, 30 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama