KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7771 E., 2012/15264 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12/05/2010 tarih ve 2010/77-2010/263 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’in müvekkili bankanın Ankara Menkul Kıymetler Şubesi’nde Borsa Hesabı Sözleşmesi imzalayarak hesap açtığını, diğer davalıların ise müvekkili bankanın çalışanları olup, ...’in hesabında portföy yönetimine başladıklarını, Mayıs 1995 ayı içerisinde borsadaki hisse senetlerinin aşırı şekilde düşmesi ile anılan hesaptaki hisse senetleri alım satımında zarar oluşmaya başlayarak,
zararın giderek artığını, hisse senedi alım satımında alımlarda ertesi gün davalı ... tarafından ödenmesi gereken hisse senetleri alım tutarları kendisinden tahsil edilmeyerek hesapta eksi bakiye oluştuğunu, diğer davalılar tarafından kredi hesabına aktarılması gereken miktarın kredi hesabına aktarılmayarak davalı ...’in hesabında bırakıldığını, sonuçta satılan hisse senedi tutarının müvekkilinin takasbank’a ödediği 3.010.078.868 TL ana parayı ödemediği gibi sözleşme gereği ödemesi gereken 4.382.307.736 TL faiz, 219.115.387 TL BSMV ve 817.330 TL noter masrafları ile birlikte alacağın 7.612.319.321 TL’na ulaştığını ileri sürerek,
7.612.319.321 TL’nın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/3 maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, yapılan işlemlerin müvekkilinin yazılı talimatı olmaksızın yapıldığını savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin imza yetkisinin 3. derecede olup, müvekkilinin imzasıyla bir işlemin tekemmül ettirilmesinin mümkün bulunmadığını, tamamen amir durumundaki müdürün emir ve talimatları doğrultusunda yapılan işlemlerin sonuçlarından memurun sorumlu tutulamayacağını, olayda müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin hiçbir bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı bir alanda çalıştırılarak kendisine eğitim de verilmediğini, müdürün emir ve talimatları doğrultusunda yaptırılan işlemler nedeniyle personele bir kusur yüklenemeyeceğini, olayda müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 7.612,32 TL'nın asıl alacak niteliğindeki 3.230,01 TL'lık (3.010,08 anapara, 219,93 TL BSMV ve noter masrafı) bölümüne 26/03/1997 dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/3. maddesi uyarınca işletilecek faizi ile davalılar ..., ... ve ...'ndan tahsiline, önceki hükmün davacı lehine kazanılmış hak oluşturmuş olması gözetilerek 7.392.386.604 TL’nın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/3 maddesi uyarınca işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ndan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7771, K. 2012/15264, 4 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama