KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7923 E., 2011/8311 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 7.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.09.2010 tarih ve 2009/150 - 2010/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2011 gününde davacılar vekilleri Av.....-Av..... ile davalı ....
Mirasçıları vekili Av.....ve davalı ... vekili Av.... gelip, diğer davalı ... ve vekili tebligata rağmen duruşmaya katılmadıklarından, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... (ölümü ile mirasçıları) vekili, davalı ...’nın da borçlusu olduğu 16.02.1991 tanzim tarihli, 28.12.1991 vade tarihli bononun sahte olduğu iddiasıyla, Mehmet Savaş ve ... hakkında şikayette bulunması üzerine açılan ceza davasında adı geçen sanıkların beraat ettiğini, ... tarafından açılan menfi tespit davasının da reddedilip kararın kesinleştiğini, müvekkilinin dava konusu bono ile ilgili tüm hakları ...’dan temlik aldığını, davalı tarafın sahtecilik iddiası, menfi tespit davası ve ihtiyati tedbir kararı nedeniyle icra takibine geçilemediğini, paranın değer kaybı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 250.000 YTL munzam zararın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu senette müvekkilinin cirosu olmadığı gibi senet ve ciro imzalarının sahte olduğunu, ceza davasında sanıkların mahkumiyete yeter delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat ettiğini, davacının bir zararı bulunması halinde dahi müvekkilinin bir kusuru olmayıp, BK'nun 105.maddesi gereğince munzam zarar davası açma koşulları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın zararının hesaplanmasında Devlet tahvillerine verilen faizin de dahil edildiği, 06.09.2010 tarihli raporun bozmaya uygun olduğu, dava tarihi olan 23.09.2005 gününden geriye doğru 10 yıllık süre içindeki zararın zamanaşımına uğramadığı, talep edilebilir bu zararın 101.406,92 TL olarak hesap edildiği, enflasyonist ortamdan her iki tarafın da etkileneceği, zarardan BK.nun 42 ve 43. maddeleri uyarınca %5 indirim uygulandığı, davacının icra takibine koyduğu 7.485.38 TL’nın mahsup edildiği, davalı tarafın dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 88.851.20 TL’nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, alacağın geç tahsil edildiği iddiasına dayalı, munzam zarar istemine ilişkindir. Bozma ilamında da belirtildiği üzere, munzam zarar hesabı yapılan dönemdeki enflasyonist ortamdan tarafların aynı oranda etkileneceği dikkate alınarak sonuçta hükmedilecek zarar miktarının ve kapsamının tayininde BK.nun 42 ve 43 ncü maddeleri uyarınca bir indirim yapılması gerekmektedir. Mahkemece belirlenen zarardan anılan yasal düzenlemeler dikkate alınarak %5 oranında indirim yapılmıştır. Ancak, dava tarihine kadar geçen dönemdeki enflasyon ve ekonomideki değişimler dikkate alındığında davalılar yararına daha yüksek bir oranda indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7923, K. 2011/8311, 5 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama