KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9008 E., 2012/15460 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/04/2011 tarih ve 2010/231-2011/273 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine Çorlu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2000/550 Esas ve 2000/1043 Esas sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığını, müvekkili tarafından imza itirazında bulunulduğunu, Çorlu İcra Mahkemesi’nde yapılan yargılama sununda davanın kabulüne ve takibin iptaline karar verildiğini, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkili tarafından Çorlu 1. İcra Müdürlüğü’nün 2000/550 Esas sayılı dosyasına 21.02.2001 tarihinde 7.875,00 TL, 2000/1043 Esas sayılı dosyasına 22.02.2001 tarihinde 22.500,00 TL ödemek zorunda kaldığını,
takibin iptali sebebiyle gönderilen muhtıradan sonra davalının 15.01.2004 tarihinde 7.875,00 TL, 16.01.2004 tarihinde 22.500,00 TL ana para alacağını icra dosyasına ödediğini, müvekkilinin 2001 yılında kendisinden haksız olarak tahsil edilen parayı 2004 tarihine kadar kullanmaktan mahrum bırakıldığını, enflasyon oranı da göz önüne alındığında paranın değerinin düştüğünü, müvekkilinin zararının geçmiş günler faizinden daha fazla olması nedeniyle yoksun kalınan kazanç ve paranın alım gücünün azalması nedeniyle munzam zararının tazmini gerektiğini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL faiz, 10.000,00 TL munzam zararının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı yetkililerinin kötüniyetli olduğunu, kendilerine ait çek yapraklarını kullandırarak piyasayı dolandırdıklarını, bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davacının kendisine ait çek yapraklarını ciro ederek piyasadan mal alan suç ortaklarını şikayet etmediğini, faiz ve munzam zarar talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mankemece, davacı ve vekilinin 14.12.2010 tarihli celseye katılmadığı gibi mazeret de bildirmediği, dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık süre içinde yenilenmediği gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin 16.8.2010 tarihinde vekillikten istifa ettiğine dair tebliğ pulu ekli dilekçesi üzerine 9.11.2010 tarihli celsede, davacı ve/veya vekilinin hazır bulunmamasına karşın davalı tarafın davanın işlemden kaldırılmasını talep etmemesi gözetilerek istifa dilekçesinin bir örneğinin davacı asile tebliğine karar verilerek yargılama 14.12.2010 gününe bırakılmıştır.
Her ne kadar, işlem tarihi itibariyle uygulanması gerekli 1086 sayılı Yasa’nın 67/3. maddesi uyarınca, vekilin istifası nedeniyle yargılama başka bir güne bırakılamaz ise de, mahkemece, vekilin istifasının asile tebliği yolunda karar verildikten sonra, müteakip oturum söz konusu ara kararından sarfınazar edilmesi ve istifanın asile ulaşıp ulaşmadığı hususu belirgin olmadığı halde dosyanın önce işlemden kaldırılması,
bilahare açılmamış sayılmasına karar verilmesi Anayasa’nın 36/1. maddesinde belirtilen hak arama hürriyetinin ihlali sonucu doğurduğu gibi, yine Anayasa’nın 90/son maddesi uyarınca uygulanması gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkının ve duruşmada hazır bulunma hakkını haiz olan davacı asile çıkarılan tebligatın akıbetinin belirlenmemiş olması silahlarda eşitlik ilkesinin ihlaline sebebiyet verecek nitelikte olması nedeniyle yerinde olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9008, K. 2012/15460, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama