KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9453 E., 2012/16454 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2010 tarih ve 2008/720-2010/114 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket temsilcileri tarafından parasını istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kâr verileceği vaadiyle, davalılara 32.000 DEM karşılığı 32,250.15 TL ödeme yaptığını ancak kısa bir süre sonra ödediği parayı talep ettiğinde talebinin reddedildiğini, davalılar tarafından yapılan işlemin yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 6.500 TL'nın davalılara ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, davacı ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine ve yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirket ortağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının davalı şirkette ortaklığına ve Yimpaş Group A.G'deki hisselerini devrettiğine ilişkin bir delil elde edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek,
yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi ibrazı sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde mahkemece, davanın yukarıda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanarak ve bu suretle davalıların hukuki durumunun belirlenerek neticesine göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olamamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9453, K. 2012/16454, 17 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama