KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9824 E., 2012/16815 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.03.2011 tarih ve 2008/420-2011/88 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka'nın internet bankacılığı hizmetinden faydalandığını, 01/02/2008 tarihinde davalı Banka nezdinde bulunan döviz hesabından müvekkilinin bilgisi ve izni dışında 5800 TL bozdurularak 5000 TL’sının internet bankacılığı yolu ile Fortis Bank A.Ş. İzmir Şubesi’nde Hamza Malcok isimli şahsın hesabına aktarıldığını, durumu fark edince davalı bankaya ve savcılığa bildirimde bulunulduğunu, ancak davalının zararı karşılamaya yanaşmadığını, 5000 TL zararın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki ve husumet itirazında bulunarak müvekkilinin gerekli tüm önlemleri almasına rağmen davacının şifresini 3. kişilere karşı koruyamaması nedeniyle gerçekleşen olaydan sorumlu olmadıklarını, kusurun davacıda olduğunu, bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu olayda elektronik imza yerine şifre yöntemini kullanarak davalı bankanın gerekli tedbirleri almadığı ve kusurlu davrandığı, dolayısıyla mevcut zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Dosya kapsamı ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.
Keza davacının, opsiyonel olarak sunulmuş olan ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği de sabittir. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9824, K. 2012/16815, 22 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama