KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9907 E., 2013/14038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/04/2011 tarih ve 2010/64-2011/167 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/06/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının distribütörü olduğu ürünlerin müvekkili tarafından pazarlanması ve satışı için taraflar arasında tek yetkili satıcı sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 12. maddesine göre davalı tarafından yurtdışındaki firmanın distrübütörü olduğuna ilişkin apostil belgesi sunulmasının kararlaştırıldığını, davalı tarafından anılan belgenin sunulmadığını, müvekkili tarafından bu belgenin sunulmasından vazgeçildiğinin davalıya bildirildiğini,
ancak davalının anılan belge sunulmadığı için sözleşmenin yürürlüğe girmediğini iddia ettiğini ve buna dayanarak müvekkilinin tek satıcı olduğu bölgede davalının müşteriler ile temasa geçerek faaliyette bulunduğunu, bunun sözleşmeye aykırılık ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen “apostil ibrazının” sözleşmenin yürürlük şartı olmadığının tesbiti ile davalının haksız rekabetinin tesbit ve meni ile 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketin Türkiye distribütörü olduğunu, buna dayalı olarak alt temsilci atayabildiğini, ancak alt temsilci atanabilmesi için yurtdışı firmanın izninin gerektiğini, davacı ile yapılan sözleşmenin 12. maddesinde de sözleşmenin yürürlüğe girebilmesi için yurtdışı firmanın yazılı muvafakatinin ibrazının düzenlendiğini, yurtdışı firmanın davacı ile yapılan sözleşmeye izin vermediğini, bu durumun müvekkilinden kaynaklanmadığını, bu nedenle sözleşmenin yürürlük şartı gerçekleşmediğinden geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan tek satıcılık sözleşmesinin 12. maddesinde düzenlenen apostil belgesinin ibrazının sözleşmenin yürürlülük şartı olarak kararlaştırıldığı, ancak anılan belgenin ibraz edilmediği, bu nedenle sözleşmenin yürürlüğe girmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, tek satıcılık sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı haksız rekabetin tesbit ve men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında 15.07.2009 tarihinde tek yetkili satıcı sözleşmesinin imzalandığı ve bu sözleşmenin 12. maddesinde sözleşmenin yürürlüğe girmesi için davalının distribütörü olduğu yurtdışındaki firmanın sözleşmeye onay vermesi şartı getirilmiş olup, davalı tarafından yurtdışındaki firmanın sözleşmeye onay vermemesi nedeniyle sözleşmenin yürürlüğe girmediği savunulmuştur.
Bu savunma karşısında davacı tarafından sunulan 11.07.2009 tarihli elektronik posta (E-mail) ile yurtdışındaki firmanın sözleşmeye onay verdiği iddia edilmiş, davalı ise sunulan bu elektronik postanın (E-mailin) gerçek olmadığını, üzerinde tahrifat yapıldığını savunmuştur. Bu durumda taraflar arasında asıl uyuşmazlık, 15.07.2009 tarihli sözleşmeye dava dışı yurtdışındaki firmanın onay verip vermediği noktasında toplanmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının distribütörü olduğu yurtdışındaki firmaya anılan sözleşmeye onay verip vermediği ve davacının sunduğu elektronik postanın (E-mailin) anılan firma tarafından gönderilip gönderilmediğinin istinabe suretiyle sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9907, K. 2013/14038, 2 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama