KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9924 E., 2011/14357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2011 tarih ve 2010/1143-2011/261 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi İlhan Aslan’ın 08.01.2003 tarihinde İstanbul – Diyarbakır seferini yapan uçakta yolcu olarak bulunmaktayken uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybettiğini, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtıkları davada bir kısım maddi tazminat taleplerinin karşılandığını ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu ileri sürerek, davacı Emir için 7.175 TL, davacı ... için 10.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin ve zamanaşımının dolduğunu bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu uyuşmazlıkta 2920 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, adı geçen Yasa'nın 131. maddesine göre kaza raporunun resmi gazetede yayınlandığı tarih ile dava tarihi arasında geçen sürede zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince. Davalı, Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 131.maddesinde öngörülen iki yıllık süreç içerisinde davanın açılmadığını ileri sürerek, öncelikle bu nedenle davanın reddini istemiştir. Anılan maddedeki iki yıllık sürenin bir zamanaşımı süresi olmayıp, hak düşürücü süre olduğu madde metninden açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim, doktrinde de bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğunu kabul edilmektedir. (Bkz.
Dr.H.Ülgen, Hava Taşıma Sözleşmesi, Ankara, 1978, Shf.228 vd. Dr. A.
Kırman, Hava Yolu ile Yapılan Uluslararası Yolcu Taşımacılığında Taşıyıcının Sorumluluğu, Ankara, Shf.172 vd), Bu durumda mahkemece değinilen sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu değerlendirilmeksizin, zamanaşımı süresi olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın gerekçesi düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9924, K. 2011/14357, 24 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama