KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/10143 E., 2013/14452 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2012 tarih ve 2006/403-2012/65 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ...'da ve tüm Türkiye'de kuyumculuk mesleği ile ilgili ürünlerin toptan ve perakende ticaretiyle meşgul olduklarını, 15.03.1989 tarihinde ilk defa ... markasını 110421 numarası ile Türk Patent Enstitüsüne tescil ettirdiklerini müvekkilinin tescilli ticaret ünvanı ile marka ve logolarının hem TTK'nın genel anlamda haksız rekabet ve aynı zamanda 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK gereğince hukuki koruma altında iken davalılar tarafından kullanıldığını ileri sürerek davalının fiillerinin haksız olduğunun tespitine, davalı şirketin ticaret ünvanında bulunan "Şamlı" ibaresinin silinmesine,
davalı tarafın uhdesinde bulunan her türlü basılı evrak, tabela, broşür, reklam malzemeleri, nakil vasıtaları, internet sayfasında ve sair tüm tanıtma vasıtaları üzerinde bulunan Şamlı Altın ve ... ibaresinin silinmesi veya kaldırılması, bu suretle vaki haksız rekabetin men'ine, marka hakkına tecavüzun durdurulması ve önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişitir.
Davalı vekili, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketinin ticaret unvanının sicilde kayıtlı olduğu şekliyle Şamlı Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunu, davacı markasına herhangi bir tecavüz bulunmadığını, davalı müvekkili şirketin davacılar ile uzun yıllar ortak olarak çalıştıklarını, yazılı görsel unsurlarda herhangi bir tecavüz ya da iltibasa yol açacak kullanımların olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacılardan ...'ya ait 89/001960 kod numaralı marka ile karıştırılması ihtimali bulunan ve markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerle aynı alanda faaliyet yürüten davalı şirketin ticaret unvanından "ŞAMLI" kelimesinin çıkarılmasının 556 sayılı KHK m. 9, I-b ve 61 hükümlerinin bir gereği olduğu, davacı adi ortaklığın ticaret unvanı ile davalı şirket unvanlarının yeterince farklı olduklarından bu sebebe dayalı olarak davalı şirket ticaret unvanının terkini talebinin yerinde olmadığı,
davalının tescilli bir ticaret unvanını kullanıyor olması sebebiyle bu unvanın terkinine karar verilmedikçe kullanımın davacı markasına tecavüz oluşturmayacağı, davalı şirketin, davacı ...'ya ait marka hakkına veya davacı adi ortaklık ticaret unvanına tecavüz oluşturan bir kullanımlarının bulunduğu iddiasının ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalı şirketin ticari ünvanındaki "Şamlı" kelimesinin çıkartılmasına, davalı şirketin ticaret ünvanının terkini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesine ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2) Ancak, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiğine göre ve reddedilen istem de feri bir talep olmadığına göre davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmemesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10143, K. 2013/14452, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama