KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/10330 E., 2013/16936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.06.2011 tarih ve 2010/2-2011/314 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar, davayı üstlenen TMSF ve fer'i müdahil vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı borcu üstlenen TMSF vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 31.08.1999 tarihinde davalıya devir edilen Sümerbank A.Ş. ...
Şubesi'nde (82.686) USD tutarında müşterek hesap açtırdığını, müvekkillerinin daha sonra aynı bankanın aynı şubesine 18.11.1999 tarihinde 127 DEM yatırdıklarını, kendilerine hem Sümerbank hem de Efektifbank Off Shore Ltd. adlı bankanın hesap cüzdanının verildiğini, müvekkillerinin duruma itirazları üzerine aldatıcı ve iradeyi sakatlayıcı beyanlarda bulunularak Off Shore Ltd.'e ait hesap cüzdanına banka mühürünün basıldığını ve bu bankanın da Sümerbank A.Ş.'ne ait olduğunun beyan edildiğini, şube tarafından paranın off shore hesabına ikna suretiyle aktarıldığını,
müvekkillerinin muhatabının davalı banka olması nedeniyle banka aleyhine açılan davanın erken açıldığından bahisle reddedildiğini, Efektifbank Off Shore Ltd. aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak TMSF'nin hacizleri nedeniyle tahsil imkanının kalmadığını ve şirket hakkında aciz vesikası aldıklarını, banka hakkında artık erken açılma nedenlerinin ortadan kalktığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (125.450) Euro ve (167.452) USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı 472.048 YTL'nın faizi ile tahsilini talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000.YTL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili bozma ilamı sonrası açtığı birleşen davada ise, 127.000 DM ve 89.440 USD paranın hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile Egebank Offshore Ltd.'nin tamamen ayrı tüzel kişiliklere sahip olup, aralarında hukuki veya organik bir bağ bulunmadığını, taraflar arasında dava konusu işlemle ilgili olarak vekalet ilişkisi kurulmadığını, bu nedenle müvekkili bankanın vekil olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, banka personelinin yönlendirmesi sonucu paraların offshoreye aktarıldığı, asıl alacak miktarının 253.11,17 TL olduğu, işlemiş faiziyle birlikte toplam alacağın 469.621,62 TL'na ulaştığı ,birleşen davadaki taleplerin asıl davada zaten yargılama konusu yapıldığı, bu nedenle işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen davada hukuki yarar bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar, davayı üstlenen TMSF ve fer'i müdahil vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece asıl davanın kabulüne, 469.621,62 TL'nin davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf asıl davada bankadan 472,048 TL alacakları olduğunu, şimdilik 10.000 TL talep ettiklerini beyan etmiş, birleşen davada ise bakiye kısma yönelik olarak talepte bulunmuştur.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafça asıl dava 10.000 TL üzerinden açıldığına, iddianın genişletilmesi iddiası ve ıslah talebi söz konusu olmadığına, zaten bozmadan sonra da ıslahla müddeabihin artırılması mümkün bulunmadığına göre, asıl davada 10.000 TL üzerinden hüküm kurmak gerekirken, birleşen davaya konu tutarın da asıl davada karar altına alınması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434'ncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacılar vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10330, K. 2013/16936, 27 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama