KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/10641 E., 2013/14435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
739 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.02.2012 tarih ve 2009/277-2012/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka müşterisi olduğunu ve aralarında genel kredi sözleşmelerinin imzalandığını, bu sözleşmeler gereği davalı bankadan nakit kredi talep edildiğini ancak, davalı tarafından müvekkilinin hesaplarına bloke konulduğundan kredileri alamadığını, davalı banka tarafından konulan blokenin sebebinin, genel kredi sözleşmelerinin bazılarında kefil olan dava dışı şirketin ödeme güçlüğü içine düştüğünden teminatın ortadan kalktığının olduğunun öğrenildiği,
blokenin haksız olduğunu, bir kısım kredi sözleşmelerinin kefilsiz imzalandığını, davalının haber vermeden hesaplarına bloke koyduğunu, taraflar arasında rehin blokaj sözleşmesi imzalanmadığını, muaccel olmuş herhangi bir borçlarının bulunmadığını, davalının haksız eylemi sebebiyle krediyi alamamasından dolayı işçilerine eksik maaş ödemesi yaptığını, diğer banklardan bu nedenle kredi almadığını, ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek 70.000 TL manevi tazminatın, bloke konulduğu tarih itibariyle işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıyla imzalanan bir kısım kredi sözleşmelerinde kefil olan dava dışı şirketin ödeme güçlüğüne girdiğini, sözleşmenin teminatı olarak bundan başka teminat verilmediğini, bu nedenle müvekkilinin sözleşme hükümlerine uygun olarak davacı şirket hesaplarına bloke uyguladığını, blokajın hiçbir zaman risk tutarını aşmadığını, risk azaldıkça blokajın o oranda azaldığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan 13 adet kredi sözleşmesinin 9’unda davadışı Makyal İnş ve Tic A.Ş’nin kefil olduğu, davacının kullandığı kredilerin ödenmesinde herhangi bir aksaklık bulunmadığı, davacı şirketin finansal durumunun gayet iyi olduğu, davalı bankanın mevduata rehin koyma şartları oluşmadığı halde davacının hesabına bloke koyduğu, muaccel bir alacak olmamasına rağmen hesaplar üzerine hapis hakkını kullandığı,
Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre müşterinin mali bünyesi iyi durumda olduğu hallerde, kefilin durumunun bozulmasının alacaklıların sınıflandırılmasında bir etken olarak belirtilmediği ve donuk alacak olarak nitelendirilemeyeceğinin düzenlendiği, bu nedenlerle davacının hesaplarına, davalı bankaca bloke konulmasının yerinde olmadığı, bu şekilde hareket eden bankanın eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, bu fiil nedeni ile davacı şirketin işçilerine ödeme yapmakta zorlandığı,
ayrıca ticari ilişki içinde bulunduğu şirket ve bankalar nezdinde itibarının zedelendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile olayın niteliği, tarafların mali ve sosyal durumlarına göre, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının, davalı nezdinde bulunan hesaplarına, davalı tarafından haksız bloke konulduğu iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı taraf yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere, davacı ile aralarında imzalanan genel kredi sözleşmelerine kefil olan dava dışı şirketin ödeme güçlüğü içine düştüğü bu nedenle davacıya kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerin teminatsız kaldığını, genel kredi sözleşmesinin 10. maddesi gereği rehin hakkını kullanarak davacının hesaplarına bloke koyduğunu savunmuştur. Dosyaya ibraz edilen ve dava dışı Makyal İnş ve Tic.
A.Ş.'nin kefil olarak imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinin 10. maddesine göre, müşterinin, banka veya şubelerinde ya da muhabirlerinde ya da başka yerde bulunan ve bankanın, şubelerinin veya muhabirlerinin zilyetliğinde ve/veya emrinde mevcut ve ileride mevcut olabilecek TL ve/veya dövizli mevduat dahil her türlü alacakları üzerinde Bankanın, gerek bu sözleşmeden kaynaklanan gerek diğer sebeplerden doğmuş ve doğacak alacakları, tazmin edilmiş veya edilmemiş teminat mektupları,
aval-kabul dahil risk veya alacakları için herhangi bir ihbarda bulunmadan rehin hakkı olduğu ve maddede sayılan mevduat ve alacaklarının bir kısmını veya tümünü bloke etmeye yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Buna göre, anılan madde, mahkeme kabulünün aksine, davacı; rehnedilecek hesap numaralarını bildirmemiş olsa bile, davalının rehin hakkı bakımından geçerlidir.
Ayrıca, kredi sözleşmesinin kefilinin ödeme güçlüğü içine düşmesi de, bankaca kullandırılan nakdi ve gayri nakdi krediler teminatsız kaldığı için, davalı bankanın rehin hakkını kullanması için haklı neden oluşturur.
Bu durumda, davalı banka tarafından, yukarıda açıklanan sözleşme maddesi uyarınca konulan bloke işleminin haklı olduğu nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken hatalı tespitler içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şeklide hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10641, K. 2013/14435, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama