KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/11801 E., 2013/10996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.04.2012 tarih ve 2008/546-2012/419 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından iradesi dışında 14.520.55 TL'nin EFT ile üçüncü kişi hesabına aktarıldığını, paranın aktarılmasında davalı bankanın gerekli önlemleri almadığını ileri sürerek, 14.520,55 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın bilgisayar sisteminden kaynaklanan bir hata ya da aksaklığın olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, bankanın gerektiği şekilde güvenlik önlemlerini almadığı, elektronik imza kullanımını zorunlu hale getirmediği, davacının da bilgisayarını antivirüse karşı yazılım koyması, güncel tutması ve şifresini korumada özenli olması gerektiği dolayısıyla %35 oranında müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, 9.438,35 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davacının davalı banka nezdindeki hesaplarından bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilerek üçüncü kişiler adına açılmış hesaplara havale edilen paralar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davacının %35 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde kısmen kabule karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61'inci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nın 306 ve 307'nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin
sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1'inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen,
bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen ve kısa süre içinde davacıya ait hesaplardaki paranın değişik kişi adına açılmış hesaba havale edilmesine ilişkin işlemlerin yapılması esnasında davalı banka internet sisteminin gerekli güvenliği sağlayamadığının anlaşılmış olmasına göre, oluşan tüm zarardan davalı bankanın tamamen sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılması suretiyle davacı tarafa da kusur verilmesi dosya kapsamına ve somut olayın meydana geliş şekline göre doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/11801, K. 2013/10996, 28 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama